YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Levent Kaya

29 derece, Yaz tarzı, THY, Orhan Pamuk, Terlik, Emre Erim, RoC

Pazartesi günü sanki Salı günü havasıyla uyandım. Öğleden sonra salonun camından çağan güneş evi hamama çevirince dışarı çıktım. Elçiliğe uğrayıp Hakan Bey ve Mustafa Bey ile çay içtim.

Eve dönerken alış veriş için markete uğradım ama su almayı unutmuşum. Neyse, evdeki sabaha kadar idare eder. Saat akşam yedi olduğunda ısıyı yokladım: 29 dereceyi görmüşüz. Yarın yaz tarzına geçmem gerek.


Salı günü yaza geçtik ama ayağın ayakkabının içinde yanıyor. Terlik almaya gidemiyorum çünkü pazar bugün kapalı. Yarına kaldı. İsmail’in THY’deki işini gördüm, Kuzu arayınca işine gittim. Eve döndüğümde saat epeyi geçmişti. Uykudan başımı kaldıramadığım için yatıp uyudum. Sesiyle beni uyandıran telefona baktığımda arayan İsmail’in kaynanası idi. Teyze para göndereceğini söylüyordu ve olur dedim. Biraz sonra internete girdiğimde konu belli oldu. İsmail’in THY’de bir işi daha var ve iki günlük süresi kalmış. Gerçi teyzede hesap numaram vardı ama sağlam olsun diye bir daha gönderdim. Hakan derin uykusundan uyanamadığı için dersi yarına kaldı.


Ertesi sabah Anhbayar hoca aradı. Bakanlığa sunmak istediği bir projesine beni de dâhil etmek istiyormuş. Gönderdiği anketi doldurdum. Öğleden sonra okulda görüşecektik. Ben bir yandan THY’ye ödemek üzere teyzenin göndereceği parayı bekliyordum. İkisi de olmadı. Anhbayar hoca yolda bir arkadaşına takılıp kalmış. Teyze de parayı akşam 5 gibi gönderdi. Ben o arada ayakkabı içinde ayaklarımın yandığı aşırı sıcakta ortada kalmamak için Le Bistrot’ya girdim. İçerisi epeyi eğlenceliydi. Galli bir dilci, bir romancı, romancının eşi, bir eski meslektaşım elektronik mühendisi, Galli’nin danışmanı, bir anda epeyidir görmediğim kadar çok arkadaş sahibi oldum. Galli ile Noam Chomsky’yi çekiştirdik. Elektronik mühendisi mühendis olmasa stand-upçı olurmuş. Hâlâ bile olabilir. Yazar Moğolistan’ın Orhan Pamuk’u olma hedefinde; onun da benim gibi beş kitabı var ama onun bir kitabı benim beş kitabımdan daha çok satmış. Üstelik üç milyon nüfuslu Moğolistan’da… Sevgili ülkem Türkiye deyip gözlerinize bakıyorum. Anlayın artık siz onu. Burada geçen aylarda sözünü ettiğim Christian’ın bir süredir Almanya’da olduğunu öğrendim. Eve karnımı doyurduktan sonra girdim. Yine Samsun ekibiyle laflayıp Hakan’ın dersini geçirdikten sonra kendime paydos verdim.


Perşembe günü için kaç gündür hava raporu en yüksek 32 dereceyi gösteriyordu. Arkadaş, daha resmi olarak Nisan ayını bitirmedik bile, 32 derece ne yahu?! Zaten bugün tercüme işim yoktu ama hazır fırsat bulmuşken hocamın kitabının son bölümüne bir el atayım derken Vasfi bey aradı. Burada on buçuk olduğuna göre Türkiye’de beş buçuk. Sahurdan sonra yatmamış. Sahura kadar da yatmamıştır ki… Ama itiraf ediyorum, hedefim onun gibi olmak. Sanki erken yatıp erken kalkınca başımız göğe erdi. Yeğen az büyüsün, okul işlerim bitsin. Kendimi emekliye ayırıp istediğim saatte istediğim şeyi yapacağım.

Sizin saat çizelgenize göre yaşamanın bir yararını görmedim, çekilin başımdan.
O arada Bat-Erdene arayıp görüşelim dedi. Çıktım ve belgesel işini konuştuk. O arada onu eşi bekliyordu. Benim de son günü kaçırmamak için THY’ye gitmem gerekiyordu. THY’deki işimi gördükten sonra sonunda pazara gittim. Yaz için açık renkli bir başlık ve terlik aldım. Oh! Ayaklarım sonunda yanmaktan kurtuldu. Eve döndüğümde iki buçuk civarıydı ve ısı daha şimdiden 30’a dayanmıştı. İkindi üzeri 32 dereceyi de gördük. İki gün sonranın sürprizini o güne bırakıyorum.
Cuma günü erken saatte Tuğrul Çavdar’ın sorularına cevap yazıp çeviriye başladım. Öğleye kadar takıldıktan sonra artık beni iyice bunaltan saçımı kısacık kestirmek üzere son keşfettiğim yere gittim. Çıkınca Hakan beyi aradım ve sırtındaki rahatsızlıktan dolayı evde dinlendiğini öğrendim. O nasıl bir yel girdiyse, kas gevşetici tam olarak gevşetememiş. Telefonda sesi uykulu geliyordu. Okula gittiğimde bölüm başkanı odada yalnız oturuyordu. Onu böyle boş bir de spor karşılaşmaları zamanında bulabilmiştim. Giderken ve gelirken le Bistrot’da kimsenin olup olmadığına baktım.

Giderken doğum günün partisi gibi bir toplantı vardı; gelirken ise kafe boş idi. Su ve diğer gereklerimi alıp eve döndüm ve akşama hazırlık olsun diye pilav hazırladım. Uykudan gözüm bayılıyor ama bu kez de Tuğrul Çavdar yeni sorular göndermişti. Bir yandan zihin cimnastiği iyi oluyor ama bugün birkaç sayfa daha yazmalı, Hakan’ın yeni konu alıştırmalarını hazırlamalı ve gece derse de yetişmeliydim. Bu arada Emre Erim Çolak’ı da aradım ve 2019 Çin virüsü atlattığını ve bugün evdeki gözetim sürecinin beşinci günü olduğunu öğrendim. Geçmiş olsun kankam.
Cumartesi günü sözünü ettiğim sürpriz; Perşembe 32 dereceyi gördükten sonra bugün en yüksek ısı 11 idi ve öğleden sonra 10a düştü. Ben geç kalkıp çevirimle uğraştım, ağda takıldım, Tuğrul Çavdar ile klasik Türkçe kapsamında konuları yazıştım. Hava kapalı.


Pazar günü yine 28 dereceyi gördük. Geç kalktım. Sağı solu silecektim ama sonraya bırakmaya karar verdim. Çeviriyi ikindi üzer tamamladım, tam internete geçmişken Bilgee aradı. Kaç gündür görüşmeye niyetlenip görüşemiyorduk ya, “İşin yoksa geçerken alayım” dedi. Sonra Sansar’daki şubeden parça aldık, onu Mahalle’nin altındaki yere götürdük. Sonra bir daha Sansar tarafına çıkmak gerekti.

Sonra merkeze döndük. Akşam saat yedide paydos etti. Yemeği evde yedik, sonra ona Root of Cafe adında, yanından defalarca geçip merak ettiğim bir yere gitmeyi teklif ettim. Bence bu elemanlar bu işi Cafe Bené’den daha iyi biliyor. Üstelik balkonu var ve açık havada oturduk. Akşam serin oluyor tabi. O arada saat 10’a yaklaşmış. Bilgee’yi eşi aradı, kumandaya pil lazım olmuş. Bu kuşkusuz “Geç kaldın” anlamına da geliyor. Ayaküstü biraz daha lafladık ve herkes evine döndü. Eve gelince bir iki aramama karşılık verdim. Tuğrul Çavdar’ın gün boyunca beklettiğim sorularına cevap yazdım. Hakan’ın dersini bitirdik. Peşinden Okan Okandan ile de aylar sonra görüştük. Sonra söz verdiğim için yatmadan önce görüşmek için yeğenimi de aradım. Burada gece yarısını geçmişti ama yine de içime sinmediği için çevreyi temizce silip yatmaya gittim.

YORUMLAR
Yorumunuz başarıyla kaydedildi
Bilet, Tümenbayar, Dolu, Altan-Od, Boya kalemleriMasaj, Sıcak, Roman, Öykü anlatıcılığı, Polen esintisi, Babalar günüBüyükelçi, Uyku, Berber ve saç, Seçim, Best masaj, MSotYHaziran 1, Oturma vizesi, Hürrem, YazıcıSınav, Teknoloji laneti, Ödev, Çorba, Erhembayar kitap, 46Bünyem çöktü, Ölümlü Dünya, İbrahim bey, Ali Akar, Bayramınız kutlu olsunYeni iş, Ekber amcam, Vader, Soğuk, Çello, Hocamlarla yemekİyiyim, Serinledik, Kira, Suffo, Yeni keşifler, Okandan29 derece, Yaz tarzı, THY, Orhan Pamuk, Terlik, Emre Erim, RoCFord, Eduard, Ödevler, Online görüşmeler, Bayram, Döner, Bach, Adil YılmazYazarın Tüm Yazıları