YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Av. Kürşat Orhan Şimşek

HALKIN GÜNDEMİ

Danıştay, Ayasofya’yı müze yapan 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesi’ni iptal ederek müze statüsünden tekrar cami statüsüne döndürdü.

Burada uzun uzun mahkeme kararını ve siyasetin bundaki etkisini yazmaya gerek yok.
Maalesef, bir süreden beri siyasetin yargı üstündeki etkisi zaten bilinmekte.
Bu aşamada ülkem adına hayırlısını dilemek durumundayım.

Nihayetinde Ayasofya’nın cami statüsüne kavuşturulması uzun yıllardır Türk Milliyetçiliğinin de kızıl elmasıydı.
Tabii ki, Sayın Cumhurbaşkanımızın daha yakın zamanda gençlerle bir sohbetinde "Ayasofya'yı açmanın bir götürüsü var. Ayasofya'nın açılmasını isteyenler, yurt dışındaki camilerimizin başına ne gelir hiç düşünüyor mu? Ben bir siyasi lider olarak bu oyuna gelecek kadar istikametimi kaybetmedim." dediği hafızalarımızda.
Ancak, devlet aklı bunları hesaplamış olmalı ki, bugün böyle bir karar verildi.

Türk Milletinin uzun zamandır hayalini kurduğu bir durum böylece gerçekleşti.
Lakin unutulmaması gereken bir gerçek daha var ki; o 1918-1921 yılları arasında işgal altında kalan İstanbul’u “geldikleri gibi giderler” diyerek düşman çizmesinden kurtaran, dolayısıyla Ayasofya’yı yeniden Türk Milletinin malı haline getiren Atatürk’e bir kez daha şükran borçlu olduğumuz gerçeğidir.

Kaldı ki, 1934 yılında bakanlar kurulu kararı ile Ayasofya’yı müze yapan Atatürk, 19 Kasım 1936 tarihinde düzenlenen tapu evrakında “57 pafta, 57 ada, 7. parselde, Türbe, Akaret, Muvakkithane ve Medreseden oluşan Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi, Ebulfetih Sultan Mehmed Vakfı üzerinedir" diyerek burayı adeta korumaya almıştır.

Tüm bu gündem dışına savruluşlarımız sonrası şimdi gelelim esas gündemimize.

Ülkemiz maalesef işsizlik ve ekonomik zorlukların içinde.

Hukuk dip yapmış, demokrasi ise ara ki bulasın seviyesinde.

Freedom House’un 2019 yılı raporunda Türkiye, 100 üzerinden 31 puan alarak özgür olmayan ülkeler statüsüne alınmış.

Bu bakımdan Pakistan, Irak gibi ülkelerden bile gerideyiz. Türkiye, siyasal hak ve özgürlükler bakımından 41 OECD ülkesi arasında son sırada yer almaktadır.
İfade özgürlüğü konusunda ise 149 ülke arasında 129. sırada bulunmaktadır.
Türkiye, hukukun üstünlüğü sıralamasında 126 ülke arasında 109. sıradadır. Yargı bağımsızlığı sıralamasında 2007’de 50. sıradayken 2019’da 104. sıraya gerilemiştir.
Basın özgürlüğü konusunda Türkiye 2002’de 100. sıradayken, 2020’de 154. sıraya gerilemiştir.

Türk lirası, son 13 yılda 124 ülkenin para birimine karşı değer kaybetmiştir. Yine Türk lirası son 18 yıl içinde avro ve dolar karşısında yaklaşık 4 kattan fazla değer yitirmiştir.

Makroekonomik göstergelerin istikrarına dair yapılan sıralamada Türkiye, son dokuz yılda 64. sıradan 129. sıraya gerilerken, enflasyon endekslerinde 141 ülke içerisinde 131. ülke konumuna kadar düşmüştür.

Gıda ve enerji fiyatlarında büyük artışlar olmuş neden olmuştur.

Türkiye, 35 OECD ülkesi içerisinde 2018’de gıda enflasyonu en yüksek ülke oldu.
Asgari ücret, açlık sınırı seviyesindedir.
Türkiye, Dünya Bankası’nın yaptığı beşli sınıflamaya göre, gelir dağılımında en kötü dördüncü grupta, 38 OECD ülkesi arasında ise 34. sırada yer almaktadır. Türkiye, sosyal adalet bakımından 41 OECD ülkesi arasında 40. sıradadır.

Üniversite mezunu işsizlerin sayısı 2020 yılı itibarıyla 1,5 milyona yaklaşmış ve artmaya devam etmektedir.

Çalışmada, genç işsizlik oranının yüzde 17,7’den yüzde 24,6’ya çıktığı da raporlara yansımış durumda.

Yine işsiz sayımız ise 22.8 milyonu aşarak 20.5 milyonluk çalışan sayımızı geçmiş durumda.
Çoklu Baro yasası ile hukuk tabuta sokuldu ve çivisi de çakıldı.

Kısacası, halk asgari ölçüde de olsa rahat bir ekonomik hayat yaşamak ve özgür olduğunu hissederek nefes almak istiyor.

Yukarda yer alan istatistik veriler ortada ve durum bu kadar vahim iken gündemimizi hamaset içeren söylem ve eylemler doldurmamalı.

Şimdi artık gerçek gündeme dönülsün ve adeta tüneldeki kara tren misali gelmekte olan ekonomik çöküşe çare bulunsun.

İçte birliğimizi artıracak söylemler ve eylemler geliştirilmeli, dış dünyada ise dostlarımızın sayısını artırmaya çalışılmalıyız. Aksi halde enkazın altında hepimiz kalacağız.

Sağlıcakla…

YORUMLAR
Yorumunuz başarıyla kaydedildi