Mehmet Yılmaz

Goltz Paşa ve Markus Gisdol

Mehmet Yılmaz

 

Köşe yazılarımı ve TV 55'teki video yorumlarımı takip edenler bilirler ki, benim bu sezon kaybettiğimiz maçlardan sonra bile en çok güvendiğim isim hep Markus Gisdol oldu. Onu kim bulup getirdi bilmiyorum ama tebrik etmek lazım. Daha geldiği ilk günlerin ilk basın toplantısında, "içinde bulunduğunuz durum sizin için ilk olabilir ama ben bunu üç kere yaşadım" derken ne yapması gerektiğinden emin bir tavır sergilemişti. Gerçekten, Bundesliga'da Köln, Hamburg ve Hoffenheim'da aynı süreci yaşamıştı. O üç takımı da ligin son sırasından alıp ligde tutmuştu. Bu özelliğinin yanında zaman içinde gördük ki, futbol seven, bilen ve doğru çalışan bir futbol insanıymış. Ayrıca ne soğuk ne cıvık bir insan ilişkisi tarzına sahip. Samsun'la aidiyet kurdu, tribünlerle hemhal oldu fakat bunu yaparken bile doğru tavırları sergiledi.

Nihayetinde, "Markus Gisdol nam bu Cermen ademoğlu şehr-i Samsun'un çeşm-i cihanı Samsunspor'umuzda şahsından müftehir olacağımız bir kimsene oldu."

Gisdol'un durumu bana Osmanlı Türk tarihinden bir şahsiyeti hatırlatıyor: Colman von dee Goltz, yani Goltz Paşa'yı. Kendisi Osmanlı ordusunun modernleşmesi için Türkiye'ye gelmiş, yıllarca aramızda yaşamış, Birinci Cihan Harbi'nde Irak Cephesi'nde kumandanlık yaparken Kut'ül Amare'de, tifüsten hayatını kaybetmiş, vasiyeti gereği İstanbul'a defnedilmiş bir Alman-Türk subayıydı. Kabri halen İstanbul'dadır. Bu nedenle Gisdol'a, Goltz Paşa'dan mülhem, Gisdol Paşa demeyi tercih ediyorum.

Gelelim Ç. Rizespor maçımıza. Maçtan önce, iç saha performansımız, taraftar desteğimiz, Gisdol etkisi ve Rize'nin eksikleriyle birlikte düşüş içinde olması gibi sebeplerle maçı kazanacağımıza dair inancım tamdı. Kesin kazanırız diyordum. İyi de başladık maça. Bence Samsunlu olsayıdı, kesinlikle Çarşambalı olacak olan Rick'in golüyle öne geçtik. Sonrasında Rize kafa kafaya oynadı bizimle, zorladı hatta. Orada Okan devreye girdi. İkinci yarı biraz tedirgin başlasak da, 55. dakikaya girerken Bennasser ile başlayan ön alan baskısı ve Holse'nin klas golüyle adeta maçı bitirdik. Ondan sonrası stresten uzak bir süreç oldu. Ntcham'ın kaliteli penaltısı işi bitirdi. Herkes iyi oynadı, Soner bile? Takımı kutluyorum. İçeride üç, dışarıda bir şiarıyla iyi gidiyoruz. 33 puanı gördük ve şimdi hafta sonumuz paşa gönlümüzün keyfini eylemekle geçecek.

Bu arada Van Drongelen Çarşambalı olurdu dedim ya? Satka kesin Atakumlu olurdu, okumuş çocuk havası var onda. Gavaklı ise tartışmasız Marius olurdu.

Tabii bir Samsunspor yazısında asla es geçilmeyecek olan bir kavram da taraftar olacaktır. Renktaşlarımla gurur duyuyorum. Cuma akşamı 26 bin biletli taraftar, Süper Lig'e çok fazlayız biz. Maç kazanan takımı izlerken, maç kazandıran bir topluluktur Samsunspor tribünleri.

Bize tebessümler ettiren, neşeli yazdıran takıma, galibiyette emeği geçen herkese teşekkürler?