Mehmet Yılmaz

Aytmatov'dan Masallar ve Efsaneler

Mehmet Yılmaz

Masallar ve Efsaneler, 2008 yılında aramızdan ayrılan büyük yazar Cengiz Aytmatov'un Türkiye Türkçesinde yayımlanan son kitabı. Aytmatov'un yazarlık macerasının başlarında "Dağlardan ve Steplerden Masallar" adıyla, hikâyelerinden oluşan bir kitabı vardı. Ancak bu, o değil. Daha farklı bir çalışma bu kitap.

Masallar ve Efsaneler'de Cengiz Aytmatov'un sekiz farklı anlatısı görülüyor. Üç Yoksul Kız Kardeş Masalı, Çantalı Maymun ve Akbara Türkiye Türkçesinde ilk defa yayımlanan anlatıları olurken, Parmak Çocuk, Karagul, Ana Geyik (Maral Ana), Mankurt ve Altı Kişi ve Yedincisi ise daha önceki yıllarda hemen her biri farklı romanlarının içerisinde yer alan birtakım masal ya da efsanelerdi.

Ben sıkı bir Aytmatov okuru olarak bu kitabı okurken hayli beğendim. İlk defa okuduğum üç anlatısının dışında diğerlerini okurken de bir yandan hafızamı tazelenmiş olup, bir yandan Aytmatov ustalığını yeniden hissetmiş oldum. 

Parmak Çocuk, Beyaz Gemi'nin içinde yer edinen kısacık bir masaldı ve kitap bununla başlıyor. Ardından Karagul efsanesi geliyor. Karagul ise Elveda Gülsarı romanında yer alıyordu. Bu efsanede Aytmatov'un çevreci ve hayvan sevgisi dolu dünyasının önemli bir yansımasını görüyoruz. Üç Yoksul Kız Kardeş masalı ise adından da anlaşılacağı üzere tam bir masal havasında. Aytmatov yazdığı ama muhtemelen büyük annesinden duyduğu bir Kırgız masalı bu ve yer yer Batılı örneklerine de benzeyen bir hikayesi var. Finali de dahil olmak üzere çocuklar için özellikle yazılmış bir masal gibi duruyor.

Çantalı Maymun ise sanki Cengiz Aytmatov tarafından özelde kendi çocukları için, özellikle yazılmış bir masal izlenimi veriyor. Çünkü Çantalı Maymun hikayesindeki kahramanlardan biri Moskova'da yaşayan çok ünlü bir Kırgız yazar iken, çocuklar ise Eldar ve Şirin adlarını taşıyor. Yani bu masalı Aytmatov çocuk kahramanlarına verdiği isimlerle de anlaşılacağı üzere doğrudan doğruya kendi çocukları olan Eldar ve Şirin için yazmış olabilir. Bu da masal tarzına çok uygun, içinde elbette doğaüstü olayların ve kahramanların da olduğu bir hikayeydi. 

Ana Geyik adıyla çevrilen hikayeyi ise biz Beyaz Gemi'deki Maral Ana'dan biliyoruz. Beyaz Gemi de Mümin Dede'nin torunu olan çocuğa anlattığı "Boynuzlu Maral Ana" efsanesinin Rusçadan çevrilmiş varyantını burada Ana Geyik adıyla okuyoruz. Zaten başlı başına çok önemli bir efsaneydi; gerek verdiği mesajlar gerekse altı çizilesi cümleleri ile?

Akbara hikayesine konulan isimden ötürü ben bu hikayeyi okumaya başlamadan önce Dişi Kurdun Rüyaları'ndaki Akbar'ın hikayesi anlatılacak gibi düşündüm. Ama bir yandan da "Dişi Kurdun Rüyaları romanında Akbar'ın destanı ya da efsanevi bir anlatımlı yoktu ki, acaba nasıl olacak?" diye düşünürken şahane bir hikaye ile karşılaştım.

Asya bozkırlarında, Türk hanlıklarında yaşanan muhteşem ama tek kahramanlı bir aşk hikayesiydi bu. Elbette destansı bir tarzı vardı. O anlamda Aytmatov bu efsaneyi kendisi mi kurdu yoksa bir yerden duyup uyarlayıp geliştirdi mi, bilmiyorum ama gerçekten çok etkileyici bir metindi. Çok etkilendim. 

Yine ceberut devlet, baskıcı hükümdar ve en temel insani duyguların bile bir şekilde ele geçirilmesi üzerine harika bir anlatım idi. Bu anlamda hikayenin hanlık zamanlarından Hivalı Şair Muhtar'a içten içe kızarken küçük hanın kızı olan Akbara'ya ise hayranlık duymamak imkansızdı.

Büyük bir hüzün ve beğeni ile okuduğum masalın sonunda ise okuru bir sürpriz bekliyor. Mavi gözlü güzel han kızı Akbara ile Dişi Kurdun Rüyaları'ndaki canım, iki gözüm Akbar'ın bir bağı var mı acaba?

 

Kitapta yer alan bir başka anlatı ise Mankurt efsanesi idi. Artık dünyaca bilinen bu Mankurt kavramını, Cengiz Aytmatov Manas Destanı'nda bulup uyarladığını söylemişti. Gün Olur Asra Bedel romanında kullanılan bu mükemmel metin yeniden Mankurt efsanesi olarak karşımıza çıkıyor. Tabii ki bütün folklorik öğelerin yanı sıra Nayman Ana'yı ve oğlu Colaman'ı anlatışı hakikaten bambaşka bir şeydi. Hem zihnimizi tazelemiş oluyor, hem bu yüce yazarın muhteşem kalemi ve alegorik anlatım becerisini bir kez daha görüyoruz.

Kitaptaki son anlatı ise Dişi Kurdun Rüyaları romanında geçen ve bir Gürcü halk efsanesine dayanan Altı Kişi ve Yedincisi idi. nispeten modern zamanlara ait olan bu hikaye hayli trajik unsurlar barındırıyor. 

Masallar ve Efsaneler kitabı Cengiz Aytmatov'un şanına layık bir eser olmuş diyebilirim. Ancak buradaki en büyük eleştirim yayınevinin kitabı özel baskı gibi hazırlayıp, sayfaca az olmasına rağmen çok yüksek bir fiyat üzerinden satışa sunmasıdır. Bence buna gerek yoktu.

 

Not: 8. TÜYAP Karadeniz Kitap Fuarı Samsun'da devam ediyor. kitaplarıma Samsun Mübadele Derneği standından ulaşabilirsiniz. Kitaplar orada ancak maalesef ben gelemedim. Üstelik fuardan pek iç açıcı haberler de gelmiyor. İlginin ve kitap satışının düşük olduğunu duyuyorum. Bunun "ekonomik-SEL" sebepleri olduğu ortada. Ancak gurbetten beri hayli üzülüyorum bu haberlere...