Mehmet Yılmaz

Samsunspor Başarılı Olabilir Mi?

Mehmet Yılmaz

 

Ligin başlamasına bir haftadan az bir süre kaldı. Haliyle uzun yıllardır Süper Lig'den ayrı kalan ama çok köklü bir Süper Lig mazisi ve hafızası olan Samsunspor taraftarlarının heyecanı da artıyor.

Nisan ayının başlarında şampiyonluğunu ilan ederek Türkiye'de profesyonel liglerde en erken şampiyon olan takım unvanını elde eden kırmızı-beyazlılar aradan geçen yaklaşık dört aylık süre zarfında önce ligi şampiyon olarak tamamladı ve ardından da yeni sezon hazırlıklarına başladı.

Bu süreçte beklenen şeylerden birisi kadroda ciddi bir revizyon yapılmasıydı. Bunun bir ihtiyaç olduğuna hiç kimsenin itiraz edeceğini zannetmiyorum. Neticede bir üst lige çıkılınca lig kalitesinin oranında kadro kalitesinde de değişiklikler yapmak zorundasınız.

Açıkçası giden oyuncular bakımından herhangi bir sürpriz olduğunu düşünmüyorum. Sadece benim kişisel beklentilerim arasında Samsunlu futbolcular Yusuf Abdioğlu ve Celil Yüksel'in ve alternatif olarak Ahmet Sagat'ın kalması gibi birkaç ihtimal vardı. Ancak bunların dışındaki tercihlerin hiçbirisine genel anlamda bir şey söyleyemem. Elbette bunu giden oyuncular için söylüyorum. Sonuçta gidenleri tanıyor ve biliyoruz. Hepsinin yolu açık olsun. Yeni takımlarına katkı vereceklerine de inanıyorum.

Burada mesele gidenlerden ziyade gelenlerdeydi. Acaba nasıl bir transfer politikası izlenecekti? Otuz yıl boyunca Süper Lig'de yer alan Samsunspor'un son macerası hayal kırıklığı ile sonuçlanmıştı. Sadece bir sezon kalabildiğimiz o 2011-12 sezonunda yapılan transferlerin çoğunun, beklentilerin altında kalması taraftarlarımız gibi bende de soru işaretleri oluşmasına neden oluyordu. Açıkçası acı tecrübelerimiz vardı. Şimdiye kadar üç yerli, yedi yabancı oyuncu ile anlaşıldı. Yerli oyuncuları biliyoruz fakat işin doğrusu, yabancılardan hiçbirini tanımıyoruz. Doğru dürüst maçları izlenen ve hakkında bilgi sahibi olunan oyuncu neredeyse hiç yok. Burada sadece son transfer olan Olivier Ntcham'ı istisna tutabiliriz. Onun dışındaki bütün yabancılar bir bakıma piyango gibi düşünülebilir. Kâğıt üzerine baktığımız zaman referansları kuvvetli isimler olduklarını söyleyebilirim.

Burada Hüseyin Eroğlu'nun bizim için bir şans olmasını hem temenni ediyorum hem de şans olduğunu düşünüyorum. Hocanın kafasında birkaç sistem var ve bu sistemlere uygun oyuncular alındığı kanaatindeyim.
Sahada üç yerli mecburiyetinin de göz önünde tutulması ile birlikte kadro yapılanmasında böyle bir gidişat oluşturuldu. Ben hocanın açıklamalarının da ışığında halen en az dört oyuncuya daha ihtiyacımız olduğu fikrini taşıyorum. Mesela iyi bir on numara ya ve kesinlikle, işte buyurun isim de veriyorum, Serkan Aykut ya da Gekas gibi son vuruşta usta bir nokta santrafora ihtiyacımız var.

Samsunspor'la ilgili yazılacak pek çok şey var elbette. Bu yazımda transferlerin dışında kalan ve kimsenin dikkat etmediği bir konuya da değinmek istiyorum. Bu konuyu ben "taraftarın beklenti algısı" olarak nitelendiriyorum. Şöyle ki, İkinci Lig'e düştüğümüz 2018 yılından itibaren biz son beş yılımızda alt liglerde de olsak hep yukarıya oynadık. Bu nedenle galibiyet ortalamamız hayli yüksek oldu. Böylece taraftarlarda bir yüksek galibiyet algısı ve puan beklentisi oluştu. Şimdi Süper Lig'de biz, bu sezonun gerçekçi hedefi olarak ligde 8 ile 12. sıra arasında bitirmesi konulmuş durumda. Bu güzelve doğru bir hedef. Fakat biz otuz küsur haftalık bir ligi diyelim ki 12. bitirdik. Bu süreçte oynayacağımız maçların en az üçte birini kaybedeceğiz. Yani toplayacağımız puanın sene sonunda karşımıza çıkaracağı tablo bu olacak?

İşte bu puan ortalaması sağlanırken taraftarların beklenti eşiği ne olacak? Bunu olgunlukla karşılayabilecek miyiz? Yoksa son beş yılın her ne kadar alt liglerde de olsak, getirdiği sürekli kazanma duygusu bizde bir olumsuzluk meydana getirecek mi? Elbette bunu da yaşayıp göreceğiz.

2005-2006 sezonundan itibaren yaşadığımız yıllar şu sorunun cevabını bize göstermiş olmalı: Süper Lig'de başarılı olmak nedir?

Cevap: Süper Lig'de sürekli bulunmaktır.