Prof.Dr. Hüseyin Kalkan

Yoksa Kuantum Fiziği Yaşama Müdahale Mi Ediyor?

Prof.Dr. Hüseyin Kalkan

Kuantum fiziği bize, şimdiki gözlemimiz ne kadar kapsamlı olursa olsun, gelecek gibi (gözlemlenmemiş) geçmişin de belirsiz olduğunu ve yalnızca bir olasılıklar dünyası olarak var olduğunu söyler.

Stephen Hawking

Kuantum fiziği bize belirli koşullar altında birçok yerde aynı anda var olabileceğimizi öğretir.

Amit Ray

Yazımıza bir düşünce deneyiyle  başlayalım.

Sabah işinize veya okulunuza gitmek üzere evinizden çıktığınızı ve minibüs durağına doğru yürümeye başladığınızı düşünün.

Biraz geç kaldığınız için kahvaltı da yapamadınız.

Minibüs durağına yaklaşık 100 metre yaklaştığınızda bir simitçinin, henüz fırından yeni çıkmış simitlerini tezgâhının üzerine dizerek sabah müşterilerini beklediğini gördünüz.

Tam simit tezgâhının yanından geçerken gevrek simitlerin kokusunun cazibesine kapılarak bir an durdunuz;

"Bir simit alayım ve öyle gideyim" diye düşündünüz.

Fakat o an,

"Şimdi simit alırsam, sıradaki minibüsü kaçıracağım ve geç kalacağım"diye düşünerek minibüs durağına doğru yöneldiniz.

Kalkmak üzere olan minibüsteki son boş koltuğa oturdunuz.

Ardından minibüs hareket etti.

Yanınızdaki yolcuyla samimi bir sohbete başladınız.

Hatta sohbet öyle derinleşti ki, daha sonra görüşmek üzere birbirinizin telefon numaralarını aldınız.

Sonra o kişiyle görüşmelerinizi sürdürerek dostluğunuzu ilerlettiniz.

Hatta işi evliliğe kadar götürerek hayatınızın sonuna kadar çocuklarınızla birlikte mutlu bir yaşam sürdürdünüz.

Belki de bir çoğunuz, yaşamınız boyunca bu tür tesadüflerle çok karşılaşmışınızdır.

Şimdi filmi geri sararak tekrar simit tezgahının tam önünden geçtiğiniz o ana geri dönelim.

Bu sefer, tezgâhtaki nefis simitlerin cazibesine kapılarak bir simit almaya karar verdiniz.

Simitinizi alır almaz hızlıca minibüs durağına doğru yürümeye başladınız.

Fakat sıradaki minibüsü kıl payı kaçırarak bir sonrakine ilk yolcu olarak bindiniz ve yanınıza da bir yolcu oturdu.

Yanınızdaki yolcuyla samimi bir sohbete başladınız.

Hatta sohbet öyle derinleşti ki, görüşmek üzere karşılıklı telefon numaralarınızı aldınız.

Daha sonra o kişiyle görüşmelerinizi sürdürerek dostluğunuzu ilerlettiniz.

Hatta yine işi evliliğe kadar götürdünüz.

Evlendiniz de.

Fakat bu sefer, evlendiğiniz kişi tam bir şizofren çıktı ve size hayatı zehir etti.

Veya farklı bir olası durum da yaşayabilirdiniz.

Şöyle ki,

Binmiş olduğunuz minibüs kaza yapıyor, ölümden dönüyorsunuz ve birçok organınızı kaybederek hayatınızı zorluklar içerisinde sürdürüyorsunuz.

Bunun gibi sonsuz olası durumlar da yaşamanız mümkün.

Şimdi yine tam simitçi tezgâhının önüne tam da o kararları verdiğimiz anlara dönelim.

Çok önemsizmiş gibi görünen, o çok kısa karar verme anlarına?

Simit alma veya almama kararının verildiği o an öyle kısa bir an ki, aslında saniyenin milyonda biri kadar bile değil.

Hangi kararı verirseniz verin sizin için hiç de ötekine benzemeyen çok farklı bir hayat yolunda bulacaksınız kendinizi.

O zaman şu soru çok anlamlı hale geliyor:

Tam da simitçi tezgâhının önünde anlık olası kararımı almama sebep olan temel etken neydi?

Hayatımız o an tam bıçak sırtı; o tarafa da olabilir, bu tarafa da olabilir.

Fakat her bir olabilirlik, yaşamımızı tamamıyla değiştiriyor.

Bize tam o an o kararı verdiren temel neden ne olabilir ki?

Belki de günlük deneyimlerinizin içerisinde yaşamımızın tüm olası durumlarını yönlendiren  o anı hiç önemsemiyoruz bile.

Sıradan bir olgu gibi geliyor.

Bir düşünün; evden çıkıp iş yerine veya okulunuza varıncaya kadar sonsuz sayıda art arda  olası karar verme anlarını yaşıyoruz.

Zaten yaşam da bunların toplamı değil mi?

Her bir anda verilen kararlar bir sonraki kararların mutlak belirleyicisi oluyor gibi.

Yoksa değil mi?

Aman ya rabbim!

Neler oluyor.

Bir düşünün.

Doğduğunuz andan şu ana kadar yaşadığınız tüm geçmiş olayların anlarını art arda sıraladığınızda yaşamınız, sanki tek bir kader çizgisi gibi görünürken geleceğiniz ise var olabilecek sonsuz sayıdaki olası yaşamların içerisinde sadece bir tanesinin rastgele seçilimi gibi görünüyor.

Ne demek rastgele?

Bulunduğunuz şu andan, doğduğunuz ana kadar geriye doğru olan zaman çizelgesini bir düşünün.

Her yaşanan anların tarihi tek bir hayat çizgisini oluştururken, bu andan sonraki en yakın an bile sonsuz olasılıklı belirsiz bir yaşam evrenini oluşturmaktadır.

O  zaman aklımıza önemli bir soru daha geliyor.

Sonsuz olasılıklı kararlar ve ona bağlı yaşamların varlığı ne demek?

Bizim gerçekliğimiz onların içerisinden sadece bir tanesi mi?

Veya hangisi olduğunun bir önemi var mı?

Peki ya geri kalan diğerleri?

Ne demek sonsuz olasılıklı yaşamlar?

Sonsuz olasılıklar içerisinden rastlantısal olarak seçilen  yaşamın o tek bir anına indirgenmesini fizikçiler "çökme" olarak isimlendiriyor.

Hayatınız boyunca bütün çökmelerin art arda birleşmesi ise bizim tüm yaşamımızı oluşturuyor.

 

Kuantum fiziğinin gizem dolu olasılıklar dünyasına hoş geldiniz.

Olasılıklar dünyası.

Olası durumlar.

Olasılık kavramı, Kuantum Fiziğinin en önemli dayanağı.

Yani Kuantum Fiziği, belirsizlik ilkesine dayanan olasılıklar üzerine kurulmuştur. Bir sistemin gelecekteki durumu hakkında sadece olasılıkları verir ve kesin sonuç sağlamaz.

Dr. Stuart Hameroff'un ifade ettiği gibi:

"Evren çok tuhaf,

Sanki evreni yöneten iki yasa dizisi var.

Gündelik, klasik dünyada, yani aşağı yukarı bizim boyutlarımızda ve bizim günlük yaşam içerisinde, alıştığımız zaman ölçeğimizdeki şeyler, yaklaşık 300 yıl önce belirlenen Newtoncu hareket yasalarına uyuyor?

Ne var ki küçük ölçeğe, atomlar düzeyine indiğimizde, bir başka ifadeyle sonsuz küçükler dünyasına indiğimizde, farklı bir yasalar dizisi devralıyor görevi.

BunlarKuantum yasalarıdır."

Newtoncu Fizik;belirlenimciydi: Bir nesnenin verili şartlar altında (hızı ve pozisyonu gibi) nereye gideceğini kesin olarak belirleyebilirsiniz.

Kuantum Fiziğiolasılıkçıdır: Belli bir şeyin nerede, ne zaman ortaya çıkacağını mutlak kesinlikle bilemezsiniz.

Sanki bir belirsizlik varmış gibi görünüyor.

Bunu bir düşünce deneyiyle açıklamaya çalışalım.

Bir fizikçinin, bir metrekarelik bir platform üzerine tek bir elektron koyduğunu düşünün.

Platformu 1 santimetre karelik 10.000 parçaya böldüğünü ve her bir parçayı da numaralandırdığını düşünün.

Merak ediyorsunuz ve soruyorsunuz.

"O tek elekron platformun neresinde?"

Fizikçi: "Platform üzerindeki her bir noktada." diye cevap veriyor.

Yani her yerde.

Nasıl yani.

Tek bir elektron nasıl her yerde bulunabilir ki?

Elektronlar olağanüstü küçük ve ışık hızına yakın hızlarda hareket ettiği için davranışları tamamıyla kuantum kuralları çerçevesinde olmaktadır.

Yani herhangi bir noktada bulunma olasılığından bahsedebiliriz.

Dolayısıyla her noktada bulunma olasılığı vardır.

Şaşkınlık içerisindesiniz ve sormaya devam ediyorsunuz.

O zaman her noktada elektronların bulunma olasılığı mı var?

Her bir elektronu platform üzerinde zıplayan küçük toplar olarak düşünürseniz, bakmadığınız veya ölçüm yapmadığınız sürece platform üzerinde sonsuz adet elektron topu zıplayacaktır.

Ne demek oluyor bakmadığımız sürece?

Aslında işin içine"gözlemci" kavramı da giriyor.

Fakat onu farklı bir yazımda anlatacağım.

Baktığınız veya ölçüm yaptığınız anda tek bir elektrona çökecek ve tek bir elektron gerçekliğiyle karşılaşacaksınız.

Doğa böyle davranıyor.

Ölçüm yapmadığınız sürece her noktada elektronların bulunma olasılığından bahsedebilirsiniz. Çünkü platform üzerinde sanki sonsuza yakın elektron varmış gibi davranır.

Siz ölçüm yaptığınızda tek bir gerçekliğe çökeceği için artık tanıdığınız elektron gerçekliği belirecektir.

Bugünkü kuantum bilgisayarları ve çok sayıda ileri teknoloji ürünleri bu kurallara göre geliştirilip tasarlanmaktadır.

Hatta kullanıma sürüldü bile.

Yapay zekayla ilgili teknolojilerin ardında bu kurallar vardır.

Burada,  tek bir elektron hali, sonsuza yakın bir elektron topluluğunun işini yapıyormuş gibi davranıyor.

Çok şaşırıyorsunuz ve biraz kafanız karışıyor.

Merak etmeyin, yalnız değilsiniz.

Doğa böyle davranmasına rağmen, hatta kuantum kuralları bugün yüksek teknolojide kullanılmasına rağmen kuantum fiziğinin bu davranışları henüz anlaşılmış değildir.

Hatta, gelmiş geçmiş en büyük bilim insanlarından biri olanAlbert Einstein, güçlü inançlarından dolayı kuantum fiziğindeki bu raslantısallıktan veya olasılıksallıktan büyük rahatsızlık duyarak şu meşhur sözüyle tepki verir:

"Tanrı evrenle zar atmaz."

O dönemde kuantum fiziğinin en önemli savunucularındanNiels Bohrise ona şu şekilde yanıt verir:

"Tanrı'ya ne yapacağını söylemeyi bırak!"

Fakat kuantum çerçevesinden baktığımızda olasılıklar dünyasında yaşadığımızı görüyoruz.

Evet Kuantum Fiziği öyle söylüyor.

Gelecekteki sonsuz yaşamdan bir tanesi hayat bularak, belirsizlik ortadan kalkıyor.

Kuantum Fiziğin'deki ismiyle"çökme"

Zaman sayacı ilerlerken gelecekteki sonsuzluk denizinde belirsizlikler tek bir noktaya çökerek artık tek bir yaşam gerçekliğimiz haline dönüşmektedir.

Tabi ki, bu cümle kendi içerisinde paradoks oluşturuyor.

Çünkü gelecekteki sonsuzluk denizinde tek bir noktaya çöküldüğünde bir yaşam tanımlanabilir hale geliyor, fakat o an artık gelecek değil, bizzat geçmişimiz olduğu için yeni gelecek tekrar sonsuz olasılıklar dünyasına dahil oluyor.

Evet, geçmiş, şu an ve geleceğin iç içe girmiş olduğu kavrayışları tasavvur etmekte zorlanabiliriz.

Hiçbirimiz şu sorunun cevabını vermekten kaçamayız.

Kendi gerçekliğimizi yaratıyor muyuz, yoksa akıntıya kapılmış bir yaprak gibi kaderimizi mi yaşıyoruz?

Hayatımız boyunca yaşanmışlıkları belirleyen etken ben miyim, yoksa hayatımBüyük Patlama anında belirlenmiş zincirin son halkası mı?

Aslında bunlar derin ve büyük sorular.

Bu sorulara bulunacak olası cevaplar toplumların yaşam biçimlerini önemli derecede etkileyen cevaplar olacaktır.

O zaman tekrar simitçi tezgâhının önündeki o karar verme anına dönelim.

Simit alıp almama kararınızın gelecekteki yaşamınızı nasıl etkilediğineKuantum Fiziği perspektifinden bakarsak, her bir seçeneğin kendine özgü bir olasılıkla gerçekleştiğini söyleyebiliriz.

Siz simit alıp almadığınızda, o anın belirsizliği içinde, bir olasılık alanından diğerine geçiyorsunuz.

Hangi seçeneği tercih ederseniz edin, o anki kararınız sizin gelecekteki yaşamınızı belirleyen bir"çökme" anıdır.

Yaşamımızı belirleyen o an, sonsuz küçük anlardan rastgele bir tanesine çökerek bizim gerçekliğimizi oluşturmakta.

Ne yani, sonsuz olasılıklar dünyasından rastgele tek bir yaşam durumunu seçerek gerçekliğimizi mi oluşturuyoruz?

Olasılık ifadesi hemen aklınıza şans kavramını çağrıştırabilir.

Bu  şanstan daha öte.

Nasıl ki doğada diğer doğa yasaları var, olasılık da bir doğa yasası olarak dikkat çeker.

Olasılık kavramının yaşamımızda bu kadar derin etkisinin olması, sizlerde inançsal olarak belirli şüpheler yaratarak ön yargılar oluşturabilir.

Fakat olasılık da bir doğa yasası olduğuna göre, bir yaratıcının varlığına inananlar için herhangi bir sorun yoktur.

Çünkü onlara göre, bütün var edilmişlerin ve onlar arasındaki doğa yasalarının yaratıcısı bir yaratan vardır.

Diğerleri için ise, akan bir nehir üzerindeki yaprak misali gitmesi gereken yere zaten gidiyordur.

Rahat olun.

Ne hissediyorsanız odur!

İnsanoğlunun alması gereken daha çok yolu var.

Buna fırsat olur mu? Bilemiyorum.

Fakat çok meraklı ve heyecanlıyız.

Zaten Kuantum Fiziği, bir önceki yazımda da ifade ettiğim gibi henüz daha %1 bile anlaşılmış olmayan farklı bir bakış açısı.

Bugün, büyüklerin dünyasında Newton yasaları geçerli olurken, küçüklerin dünyasında kuantum yasaları geçerlidir.

Artık kuantum çağını yaşıyoruz.

Artık bu kavrayış zor olsa da ondan uzak durmamız olası değil.

Saygılarımla