Mehmet Yılmaz

Samsun’daki Bazı Müzeler

Mehmet Yılmaz



Müzecilik medeni bir kavramdır. Elbette önemlidir de. Bir şehri üst klasmana sokan şeylerden birisi de müzeleridir. Samsun bu anlamda da fena sayılmayacak bir donanıma sahiptir. Alaçam’daki Mübadele Müzesi’nden, Oyuncak Müzesi’ne; Arkeoloji Müzesi’nden, Bandırma Vapuru Müzesi’ne kadar pek çok müze şehrimizde yer almaktadır. Bu yazıda müzeler içinden Gazi Müzesi, Sadi Tekkesi, Amazon Köyü ve Kent Müzesi’ne kısaca yer vereceğiz.

Tütün İskelesi’nden ayrılıp iç kesime doğru biraz yürüdüğünüzde Mecidiye Caddesi’ni ve onun üstünde Gazi Müzesi’ni görürsünüz. İki katlı bu müze ev,1902 yılında Mantıka Palas adıyla otel olarak inşa edilmiştir. Atatürk, 19 Mayıs 1919 tarihinde 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun'a geldiğinde, herhangi bir faaliyeti olmayan bu bina, uzun süredir boştur. Hastaneden yatak, komşu evlerden çarşaf getirilir ve Gazi için yeniden tanzim edilir. 25 Mayıs günü Havza’ya gidişine kadar burada kalır ve çalışmalarını buradan yönetir. 1924’te Atatürk’e hediye edilen bina, ardından 1940 yılında müze olarak kullanılmaya başlanır ve bu durum günümüze dek devam etmektedir. Çok sayıda ziyaretçisi olduğunu söylemem lazım.

Bu arada, yaklaşık on beş dakikalık bir yürüyüşün ardından Sadi Tekkesi denilen yere gidilebilir. Çünkü burası Samsun Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurucularından birisi olan Şeyh Sadi'nin evidir aslında ve Milli Mücadele döneminde Kuva-yi Milliyeciler’in karargâh olarak kullandıkları tarihi bir binadır. 2013’ten beri Kuva-yi Milliye Müzesi olarak hizmet vermektedir.

Bu arada her ne kadar, bir müze değilse de yürüyüş güzergahında yer alan bir yapıdan da söz etmek lazım: Samsun Tütün Fabrikası. Samsun meydanında yer alan bu fabrika, birden fazla binasıyla dikkatleri çekerdi. Müdüriyet, üretim, depolar gibi çok sayıda binası olan Reji Sigara Fabrikası, 1887 yılında kurulmuş ve 1994 yılına kadar çalışmıştır. Şehrin toplumsal hafızasında yer edinmiştir. Günümüzde bir AVM olarak restore edilen ve geniş bir meydanı da olan fabrikanın, tarihî dokusunu korumuş olması, yıkılmak yerine restore edilmesi hoş olmuş doğrusu. Mesela bugün bir restoran olarak kullanılan küçük bina, Osmanlı döneminde Samsun’un Avusturya-Macaristan konsolosluğu imiş.

Oradan ayrılıp, yine çok kısa bir yürüme mesafesi sonunda, ödüllü bir müze olan Samsun Kent Müzesi’ne varıyoruz. Cumhuriyetin ilk yıllarında TCDD’ye bağlı olan iki ana bina ve bahçeden müteşekkil bir binası vardır. Buralar uzun yıllar TCDD lojmanları ve Samsun Demirspor Lokali olarak kullanılmış. 2013 yılında ziyaretçilere açılan müzede Samsun'un tarihi, kültürel, toplumsal, coğrafi ve ekonomik yapısına ilişkin bilgi ve malzemeler sergilenmektedir. Gerçekten başarılı bir müzecilik anlayışı vardır. Şehri tanıtmak adına çok başarılı bir çalışma yapılmıştır.

Bu arada, Batıpark denilen yerde bir Amazon köyü kurulmuştur. Tarihteki kadın savaşçılar olan Amazonların, tarihi bir dayanağı olmamakla birlikte, Samsun ve çevresinde yaşadıkları inanışı vardır. Baruthane Tepesi denilen yerde höyükler vardır. Burası aslında eski bir Ceneviz Kalesi’dir. Türkler şehre geldiklerinde Amisos da denilen bu kaleyi almak yerine, onun biraz daha doğusuna kendi şehirlerini kurmuşlardır. Cenevizlilerden öğrenilen şeylerden birisi meşhur Samsun pidesi olmuş. Onların pizza dedikleri şeyi bizimkiler şekil olarak değiştirmiş ve adını pideye çevirmişler. Tarihi Kaşkalara kadar dayanan Samsun, Roma, Bizans ve beylikler dönemleri de yaşamış, Osmanlı döneminde ise Alaçam’dan Fatsa’ya kadar uzanan saha Canik adıyla kabul görmüştür. Şehir son 150 yıl içinde Kırım’dan, Kafkasya’dan, Balkanlardan, Doğu Karadeniz’den epeyce göç almıştır. Cumhuriyet döneminde mübadele ile gelen büyük bir nüfus da vardır. Dolayısıyla böyle eski bir tarihe ve yoğun bir nüfus hareketine sahne olmuş bir vilayette, doğaldır ki, farklı konseptte pek çok müze mevcuttur.