Akın Üner

TÜRK İSLAM SENTEZİ VE SEKÜLER MİLLİYETÇİLİK ÜZERİNE

Akın Üner

Başkanlık Sistemi, Türkiye'ye ne getirdi ne götürdü, bunu gelecekteki tarihçiler oturup uzun uzadıya yazacaklar.

Lakin bu dönemi kaleme alacak geleceğin tarihçilerinin "Başkanlık Sistemi tartışmaları Türk Milliyetçiliği fikrinde derin savrulmalara yol açtı" diye yazacağına bahse girebilirim.

***

İsimler ve siyasi partiler üzerinden de konuşulacak çok husus var ama ben daha çok fikirler üzerinden değerlendirmeler yapmayı tercih ederim.

Türk Milliyetçiliğinin siyaset sahnesine çıkmasını İttihat ve Terakki Fırkasıyla başlatmak herhalde yanlış olmaz.

Osmanlıcılık'la yola çıkan İttihatçılar, zaman içinde önce Türkçülük sonra da Ulusçuluk kavramına yelken açan bir dönüşümle Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Cumhuriyet Halk Fırkasını kurdular.

İkinci Dünya Savaşın ardından çok partili siyasal hayata geçilmesiyle birlikte siyasal kimlik arayışına giren Türkçülük akımı, MHP ile birlikte siyasi yelpazede kendine yer buldu.

***

Velakin Türkçülük fikrini her nedense saf haliyle sorunlu görenler, Türk İslam sentezi diye bir kavram icad ettiler. Daha önce de yazdım, aradan geçen yıllar içinde İslam asla Türklük ile sentezlenmedi ama bu topraklarda Türklük derin biçimde İslamcı fikirlerle senteze uğradı.

Son yıllarda açıkça görüldüğü gibi Siyasal İslamcılarla ile Türk İslam sentezcilerin koalisyonu olarak vücut bulan Cumhur İttifakı muktedir oldu.

Lakin garip biçimde Türk İslam sentezcilerinin fiilen alınan kararlara etki yaptığı bu dönemde Türkiye hem Arap sermayesine hem de Arap sığınmacılara kapısını ardına kadar açtı.

Türklük bilincinin siyasal İslamcılar tarafından sentezlenmesinin sonucu olsa gerek!  

***

Başkanlık sistemine geçtiğimiz son yıllarda, bu karara karşı çıkan Türk Milliyetçileri önce İyi Parti'yi, sonra da Zafer Partisi'ni kurdular.

Ancak bu sistemin doğasında bulunan yüzde 50'yi bulma arayışının bir sonucu olarak sistemi onaylamayan CHP, Saadet Partisi ve bazı yeni partilerle birlikte hareket etmek zorunda kalan Türk Milliyetçisi kitleler hiç arzu etmedikleri halde kendilerini Siyasal Kürtçüler ile aynı kutupta buldular.

Hoş, Türk İslam sentezcisi Milliyetçiler de Siyasal İslamcı ? Kürtçü partilerle aynı şemsiyede anılmak gibi tatsız bir noktaya geldiler ya!

Tencerenin dibi hangi tarafta daha kara, onu da tarihçilere bırakalım.

***

Başkanlık Sistemine karşı  blokta kalan Türk Milliyetçileri kendilerine ideolojik olarak bir pozisyon tayin edebilmiş değil. Ancak siyaset boşluk kaldırmıyor. Bu kesimin çoğunlukla kentli, eğitimli, aydın profilde olduğunu gören sol liberal fikirbazlar hemen yeni bir kavramı bunlara yapıtırdı: Seküler Milliyetçiler!

Kendilerini Türk İslam sentezcilerinden ayrı göstermek isteyen kentli Milliyetçiler de hemen bu yaftayı benimsedi sanki.

Lakin "seküler milliyetçiyiz" diyen bazı Türkçüler, sekülerlik kavramıyla tamamen ters bir bakışla kendilerine İslam Öncesi Türk inanışlarına çiçek atarken buldular.

***

Samsun Türk Ocağının önceki dönem başkanı Prof. Dr. Serkan Şen bu çelişkiyi sosyal medyada dile getirdi. İslam Öncesi Türk kimliğinin abidesi Orhun Yazıtlarında dahi Tengri kelimesine yapılan vurguya dikkat çeken Serkan Hoca, "İslam Öncesi Türk tarihinden sekülerlik çıkmaz" diye tarihi bir gerçeğin altını çizdi.

İslamiyet'in henüz ortaya çıkmadığı dönemlerde Göktengricilik gibi yerli inanışların yanı sıra Budizm gibi komşu milletlerin inanışlarından etkilenen kadim Türkler'in seküler bir anlayışa sahip olduğunu söylemek gülünç olur!

Kaldı ki Milliyetçilik ülküsüz olmaz. Ülkü kavramı da doğrudan inançlarla ilgilidir. Neye inandığınız tamamen ayrı bir mevzu, ama inanmayan birisinin ülküsünü savunacak iç enerjiyi nerden bulacakları hususu cevapsızdır.

***

Türk Milliyetçileri, başkalarına ait sekülerlik gibi kavramlarla meşgul olacaklarına saf Türkçülük ülküsüne yeniden sarılmalıdır.

Siyasal İslamcılık tarafından dejenerek edilen Türkçülük nasıl Milliyetçi kesimleri "yancı" konumuna düşürmüşse "seküler milliyetçilik" de  başka bir kesimin yancısından daha evla bir pozisyon vaad etmiyor.

Türk Milliyetçilerinin kendilerine ait bir "siyasal Kızıl Elma" ülküsü üretmelerinin zamanı çoktan gelmiştir.