Akın Üner

'ÖNCELİK YAYANIN' HİKAYESİ...

Akın Üner

Avrupa görmüşlerin memlekete döndüklerinde ballandırarak anlattıklarından birisi, karşıdan karşıya geçen yayalara tüm arabaların durup yol vermesi değil midir?

 

Hakikaten de ecnebi sürücülerin karşıdan karşıya geçen yayalara adeta 'hanedan mensubu muamelesi' yapılmaları, 'trafik terörünü hayatının bir parçası olarak kanıksamış' bizler için pek seyirliktir.

 

                                             ***

İçişleri Bakanımız sayınSüleyman Soylu, kâfir kısmının bu güzel hasletini bizim millete öğretebilmek için epeydir çabalıyor.

 

Bu maksatla genelgeler yayınladı, trafik polislerini seferber etti, yaya geçitlerine 'öncelik yayanın' figürleri yaptırdı.

 

Her ne kadar istemez korosu, 'devletin hazinesinde para kalmadı, hükümet adamları ceza kesip para toplamaya çalışıyor' filan diye mırıldansa da bu hayırlı iş için çok uğraşıldı.

 

                                                ***

 

Bunca emekten sonra vaziyette düzelme var mı derseniz... Yolda izde biraz dolaşınca öyle görünüyor ki topyekun bir iyileşmeden bahsetmek pek mümkün değil!

 

'Aklına ceza yeme korkusu düşen' kimi sürücülerin, yayalara yol verdiğine ben de şahidim. Lakin yayalar, alışık olmadıklarından mı yoksa 'bu dursa öbürü durmaz, neme lazım paspas olmayalım' diye korktuklarından mı bilinmez, kendilerine yol verildiğinde tereddütlü davranıyorlar.

 

Nitekim trafik emniyette çalışan polislerle konuştuğumuzda bu kampanyadan sonra 'yayaya çarpma' biçimindeki kazalarda belirgin bir artış olduğunu kabulleniyorlar. Yayalara durmanın bedelini arka tamponlarına çarpan öteki arabalarla ödeyen iyi niyetli sürücüler de çabası!

 

                                                ***

Ha, bir de şoför ahalisini çıldırtmak istercesine, 'devlet baba önceliği nasıl olsa bana vermiş' diyerek karşıdan karşıya taze gelin gibi süzülen gıcık tipler var... Allah hepsini ıslah etsin!

 

                                                  ***

 

İşin aslı sürücülerin çoğu da meseleye vakıf değil. Durumu abartıp, 'trafik ışıklarında arabalara yeşil yanarken' bile yayalara yol veren, hatta 'ortada yaya geçidi bile yokken' karşıdan karşıya geçenlere duruverenler gördüm.

Hey gidi trafik cezası! Sen nelere kâdirsin!

 

                                                  ***

Lakin, son tahlilde yaya geçitlerinde karşıdan karşıya geçenlere yol verme oranı hala çok düşük! Dahası ceza korkusu olmasa neredeyse sıfırlanacak!

 

                                                    ***

 

Yüksek lisansım sırasında Türkiye'nin önde gelen trafik uzmanlarındanProf. Dr. Muhittin Özdirim'den ders almıştım. 90'lı yılların ikinci yarısıydı. 'Üç ülkede benim anlattıklarım geçersizdir.' derdi.

 

Biri Rusya... Eski model Sovyet arabalarının geçtiği sekiz şeritli yollar yüzünden...

 

İkincisi Hindistan... Ahali ineklere taptığı için yolun ortasındaki sığırlara tanrıça gibi davranıldığından...

 

Üçüncüsü Türkiye... Kimse kural tanımadığından...

 

Aradan yirmi sene geçti. İlk ikisi epey düzeldi. Bizim cenahta vaziyet aynı!

 

                                                   ***

 

Özdirim Hoca'nın öğrettiği bir konu daha var ki, 'öncelik yayanın' meselesinde ilerleme sağlanmaması ondan...

 

Trafik tekniğinde 3 E kuralından söz ederdi Hocam:

Engineering, yani mühendislik...

Education, yani eğitim...

Enforcement, yani cezai yaptırımlar...

 

'Öncelik yayanın uygulaması' konusunda sadece trafik polisleri, fahri müfettişler ve hatta dronlar ile sürücülere ceza yağdırarak bu iş halledilirzannedildi.

 

Oysa Türkiye'deki yaya geçitlerinin en az yüzde sekseni yanlış yerde... Yollarımızda bir çok noktada 'katil yaya geçitleri' arzı endam ediyor. Öyle ki istesen de duramazsın, durursan kazaya sebep verirsin!

 

                                                     ***

 

İç işleri bakanlığımız, ilgili kurum ve kuruluşlar ile gerekli mühendislik çalışmalarını yapsa ve yaya geçitlerini doğru yerlerde olacak biçimde yeniden tanzim etseydi doğru bir başlangıç yapmış olurdu.

 

İkinci adım, sürücüleri ve yayaları eğitmek olmalıydı. Televizyonlarda, reklam panolarında, spor karşılaşmalarında, okullarda, şoförler odasında, camilerde velhasıl mümkün olan her yerde milleti bilinçlendirecek eğitim programları düzenlenmeliydi.

 

Bütün bunlar için 2-3 yıl çaba gösterdikten sonra ceza verilmeye başlanabilir, böylece trafik tekniğinin 3 E kuralı tam olarak işletilebilirdi.

 

                                                   ***

 

Sayın yetkililer farkında mı bilmiyorum ama... Şu anda polislerimiz, 'eğitimden geçmemiş milyonlarca sürücüye, büyük bir kısmı trafik tekniğine aykırı noktalarda açılmış yaya geçitlerinde' ceza yağdırıyor.