AK Parti'de Üye Patlaması Demekki Halk Halinden Memnun

AK Parti'de Üye Patlaması Demekki Halk Halinden Memnun

Samsunsonhaber Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Bilik'in kaleminden: AK Parti'de Üye Patlaması Demek ki Halk Halinden Memnun

 

AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse, Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon'da düzenlediği basın toplantısında iddialı bir cümle kurdu:
"Samsun'da her dört seçmenden biri AK Partili."

Rakamlar da hazırdı.

Türkiye genelinde AK Parti'nin üye sayısı 11 milyon 543 bin 301. Son bir yılda 664 bin 568 kişi daha "gönüllü" olmuş. Samsun'da ise yaklaşık 1 milyon seçmen içinde 256 bin 185 AK Parti üyesi var. Sadece bu yıl 21 bin 654 yeni kayıt.

 

Mesaj net:

Halk memnun.

Hatta çok memnun.

 

Zaten başka türlü açıklanamaz.

 

Çünkü aynı ülkede,  başka rakamlar da var ama demek ki onlar önemsiz.

 

Mesela emekliler?

Yüzde 12,19 zam aldılar. En düşük emekli aylığı 18 bin 939 TL. Açlık sınırı 30 bin liraya dayanmış ama olsun. Demek ki emekliler sabah pazara çıkıp fiyatlara bakıyor, akşam eve dönüp "şükürler olsun" diyerek partiye üye oluyor.

 

Asgari ücret 28 bin 75 TL. Açlık sınırının altında. Milyonlarca çalışan kira mı ödesin, fatura mı, çocuk mu büyütsün derdinde. Ama belli ki bu bir şikâyet nedeni değil. Aksine, insanı motive eden bir durum. "Bu gidişata bir destek olayım" diyen milyonlar üyelik formuna koşmuş olmalı.

 

OECD verilerine bakalım ama çok ciddiye almayalım.

Türkiye, 39 ülke içinde geniş tanımlı işsizlikte Avrupa birincisi: Yüzde 28,5.

İş gücüne katılım oranı yüzde 55,1.

Yaklaşık 2 milyon 495 bin kişi çalışabilir durumda ama iş aramaktan vazgeçmiş.

 

Demek ki bu insanlar çalışmamayı tercih ediyor. Rahatlarından. Çünkü iş yok, umut yok ama üyelik var.

 

Tekstil sektöründe 300 bin kişi işsiz. Fabrikalar Mısır'a taşınıyor, iflaslar artıyor, ihracatçı maliyetlere dayanamıyor. Ama ne hikmetse, işini kaybeden işçiyle işini yurt dışına taşıyan patron aynı noktada buluşuyor: AK Parti üyeliği.

 

Dana etinin fiyatı bir yılda yüzde 37,3 artmış.

Çiftçi kazanamıyor.

Vatandaş alamıyor.

Ama sorun değil. Et yiyememek, siyasi sadakati pekiştiriyor belli ki.

 

Bir de işin üst sınıfı var.

Forbes'e göre Türkiye'de 35 dolar milyarderi bulunuyor. Onlar zaten memnun. Sistemin kazananları. Onların üyeliği kimseyi şaşırtmaz.

 

Ama asıl mesele burada değil.

 

Asıl mesele şu:

 

Açlık sınırı 30 bin TL, yoksulluk sınırı 90 bin TL olmuşken;

ay sonunu getiremeyen milyonlar varken;

işsizliğin, pahalılığın, umutsuzluğun bu kadar yaygın olduğu bir ülkede?

 

Bu "üye patlaması" gerçekten bir memnuniyetin göstergesi mi?

 

Yoksa başka bir gerçek mi var?

 

İşe girmenin yolunun "üyelikten geçtiğini" düşünen bir kitle mi büyüyor?

Koltukta kalmanın, pozisyonu korumanın, ihalenin, tayinin, torpilin yolunun eşini dostunu partiye üye yapmaktan geçtiğine inananlar mı çoğaldı?

 

Belki de mesele siyaset değil, mecburiyet.

 

İşte burada bambaşka bir hikâye başlıyor.

 

Üye sayısının artması elbette önemli.

Ama asıl soru şu:

Bu insanlar isteyerek mi, yoksa gerektiği için mi üye oluyor?

EN ÇOK OKUNAN HABERLER