SAMSUN SON DAKİKA

Samsunspor'dan flaş açıklama
< >
HaberlerSAMSUNSPORHaber Yorum / Sorunu Çözecek Olan, Sağlam

Haber Yorum / Sorunu Çözecek Olan, Sağlam

+
-
Haber Yorum / Sorunu Çözecek Olan, Sağlam
Haber Yorum / Sorunu Çözecek Olan, Sağlam

Samsunspor - Giresunspor maçının yorumunu paylaşıyoruz.

Çok üzücü bir mağlubiyet aldık. Pozisyon üretmek noktasında yaşanan güdüklüğü saymaz isek, senenin en iyi oyunlarından birini oynamışken çıkan bu skor moral bozucu oldu maalesef. Oyunun taktiksel yönünden önce psikolojik yönüyle alakalı bir iki kelam etmek isterim.

Şimdi de oyuncuların takımı ve hocayı bilinçli sabote ettiğine dair mesaj furyası türedi. Her hafta mağlubiyet için bir bahane üretmek ve ortaya çıkan her mağlubiyeti futbolcuyu merkeze alarak okumak kesinlikle doğru bir yaklaşım değil. Bir hafta ruhsuzluk, bir hafta sabotaj, bir hafta alemci, bir hafta şu bir hafta bu. Sanki kendimizi rahatlatmak gibi geliyor bu bana. Geçen hafta da, bu hafta da hiç bir oyuncumuz bile isteye kırmızı kart görmemiştir. He, fazla motive olmuştur, sahada kendini kaybetmiştir, bunlar ayrıca konuşulalabilir konular. Bu işten para kazanan bir kişinin soğukkanlılığını koruyacak profesyonellikte olmasını beklersiniz. Bu daha gerçekçi bir bakış açısı olur.

Kaldı ki, ben bugün her iki karta da ağır buldum. Türkiye şartlarında her kafa topundaki el müdahalesine san kart, aman az ayağına bastı sarı kart, her ceza alanı içindeki ufak dokunmaya basketbolda bileğine dokunan oyuncuya faul çalınmasını anımsatır şekilde penaltı verildiği bir ortamda bu hareketlerin standardı da kırmızı olmaya başladı maalesef.

Avrupa liglerinde bu hareketlere sarı kart çıkartılırdı eminim. Ne ikili mücadeleye imkan veriliyor, ne de oyun sertliğinin yükseltilmesine. İyiden iyiye narin ve temaslı oyunun tamamen ortadan kalktığı bir lig olup çıkacağız sonuçta. Şöyle yaka paça mücadele izlemeyeli ne çok zaman geçti.

Halen ligin en az mağlubiyet alan takımıyız ve lig ikincisi konumundayız. Mücbir bir sebep olsa ve ligler bu hali ile tescil edilse Süper Lig'e çıkıyoruz. Önemli bir fırsatı geri teptiğimiz doğrudur ama bu kadar pesimist bir havaya da gerek yok bence.

Camiamız çok zor bir camia, bu bilinen bir gerçek. Öte yandan başkanımız da sıkıntılı bir tip. Büyük paralar ödenmiş bir çok alfa oyuncu banndıran geniş bir kadro. Böyle bir ortamda, kariyeri ve karizması birçok alternatifinin önünde olan Ertuğrul Sağlam  gibi bir isim başımızda olmasa çok daha erken havlu atabilirdik. Ligin boyu kısaldıkça onun da artık stresi yönetme noktasında zaafiyetler yaşamaya başladığını da söylemeliyiz. Soğukkanlı ve birleştirici bir liderlik örneği göstermesi gereken haftalardayız. Oyuncu iletişimi noktasında zaafları hep vardı ama sanırım yardımcıları ile vs bir şekilde bu problem bir nebze de olsa su yüzüne çıkmadan çözülüyordu. Camianın her maçta 3 atalım, 5 atalım beklentisi başkanın bu kadar çok para harcamışken daha çok böbürlenebileceği bir oyun karizması hayal etmesi, futbolcuların daha fazla süre almak istemesi vb gibi bir çok stres mengenesi arasında yine iyi dayandı hoca. Bu baskıyı her hocanın kaldırma şansı yok. Ertuğrul hoca da stres seviyesi arttıkça çözülmeye başladı, burası sıkıntı. 3 veya 4 oldu kırmızı kartı sanırım dünkü kart ile.

Öte yandan, Ertuğrul Sağlam'ın oyunu ve oyuncuyu büyütebilen bir hoca olmadığını, bir ekol oluşturmak adına doğru isim olmadığını daha İkinci Lig'de şampiyonluğa giderken söylemiştim. Bu konudaki fikrim değişmedi. O yazı burada duruyor olmalı. Birinci Lig'de dahi sorgulanacağını ama Süper Lig için kesinlikle devam edemeyeceğine dair bir öngörümü de paylaşmıştım. Bugün yaşananlar bunu teyit eder nitelikte. Fakat yine söylüyorum, bu lig için hele ki artık ligin bitimine 7 hafta kalmışken son iki maçını da 9 kişi tamamlamış lig ikincisi bir takımda hoca değişikliği düşünülemez. Düşünülmemeli. Bu haftaki ara bize ilaç olacaktır. Hocanın bu puslu havayı dağıtması ve takımı kendi etrafında toplamaya başarması gerek.

Gelelim oyunun taktiksel tarafına. Hoca, Saviçeviç'in katılımı ile 4-1-2-3 oyunununa geri döndü. Beklentiler ile sahaya çıkan kadro hemen hemen aynı idi. Sürekli aynı oyuncular ile oynayan ve bu nedenle de son 6-7 haftadır iyiden iyiye yorgunluk belirtileri gösteren bir takıma karşı ceza alanı önünde Kubilay daha tehditkar bir tercih olarak kullanılabilirdi. Rakibin zaten kendi birinci bölgesine gömüleceği az çok belliydi. 4-5-1 düzeninde kendi ceza alanı önünde oyunu 15-20 metrelere sıkıştırmaya çalışan bir rakip vardı karşımızda. Kaybettiğimiz topları çok hızlı kazandığımız ve rakibi kendi yarı sahamıza bile çok nadir kabul ettiğimiz bir oyun oynandı kırmızı kartlara kadar. Top kaybını yaşadığımız noktaya göre sahamızda bekleyip ikinci bölgemizde topu kazanmayı düşünüp, rakibe geniş alanda yakalanıp, net kontra imkanları verilmemek istenmişti belli ki, bunda da başarılı olduk.

Problem rakibin bu kapalı oyununa karşı pozisyon üretmekte zorlanmamızdı. Burada açık oyuncuların merkeze kat etmelerinin yanısıra, hücumun denendiği kanadın aksi tarafındaki açık oyuncusu ile Gökhan Karadeniz'in hücum kanadına yaklaşarak sayısal üstünlük sağlamaya çalışması dışında farklı bir aksiyon göremedik. Bu noktalarda ikiye birler ile bir şeyler çıkarttık ama ceza alanı etkinliği oluşturmaktan da uzaktik. Dış şut tehditi ve oyun akışkanlığı anlamında Gökhan Karadeniz'in ve Mathias'ın da takıma pranga olduğunu söylemeliyim. Zaman zaman kanatların yer değiştiği öngörülebilir rotasyonlar dışında, rakibin dengesini bozacak hücum rotasyonları da izleyemedik.

Bundan önce olduğu gibi takım bireysel performanslar ile maç kazanmaya devam edecek, eldeki malzeme bu. Bunun yaşanmaya devam etmesi için de öncelikle bugünkü kaygı ortamı kontrol altına alınmalı. Bu noktada, bundan önce olduğu gibi en önemli görev Ertuğrul Hoca'nın...

Tactician - ss.biz

YORUMLAR
Yorumunuz başarıyla kaydedildi
reklam
reklam
SIRADAKİ HABER