HER BOYUN AĞRISINI BOYUN FITIĞI İLE KARIŞTIRMAYIN!

HER BOYUN AĞRISINI BOYUN FITIĞI İLE KARIŞTIRMAYIN!

Boyun fıtığının beyin ve sinir cerrahisinde sık karşılaşılan sorunlardan biri olduğunu söyleyen Liv Hospital Samsun Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği'nden Op. Dr. Ali Kemal Ulaş, her boyun ağrısının fıtık olduğu anlamına gelmeyeceğini belirtti.

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr.Ali Kemal Ulaş, masa başı yoğun bilgisayar kullanımı gerektiren ofis işlerini yapan çalışanlar, öğretmenler, şoförler, bedensel olarak yoğun iş yapan çalışanlar gibi bazı meslek grupları boyun ağrılarına yatkınlık gösterdiğini söyledi.

Op. Dr. Ali Kemal Ulaş, “Boyunda 7 adet omur ve bunların arasında da ‘disk’ denilen yapılar ve her iki omuru da birbirine bağlayan 2 adet küçük eklem vardır. Omurların arasında bulunan disk yapısının görevi, omurlar üzerine binen yükü eşit olarak dağıtmak, basit bir benzetmeyle amortisör görevi yapmaktır. Boyun ağrıları günlük yaşamın çok sık karşılaşılan sorunlarından biridir. Bu ağrılar, boyun omurlarının kötü ve yanlış kullanımından kaynaklanabileceği gibi travma sonucu oluşan zedelenme sonrasında da görülebilir” dedi.

Yaşlılık boyun fıtığını tetikleyebilir
Yaşla artan dejeneratif süreçte halk arasında ‘kireçlenme’ denilen durumun hastada boyun ağrılarının daha da artmasına neden olabileceğini ifade eden Op. Dr. Ali Kemal Ulaş, “Yaşlılıkla beraber omurların arasında bulunan disk denilen yapının iç kısmında su miktarı azalabilir, bu durum diskin görevini yapmasını engeller. Sonrasında da diskin dış tabakasında da bozulmalar başlayıp yırtılmalar görülebilir. Bu yırtılmalar daha ilerlerse, diskin iç yapısı yırtıktan dışarı çıkarak, omurilik ve kollara giden sinirlere bası yapacak duruma gelir. Bu duruma tıpta ‘servikal disk hemisi’, halk arasında ise boyun fıtığı denir. Kollara giden sinirlerin bası altında kalması hastada omuz ve/veya kollarda ağrı, kollarda ve/veya ellerde uyuşma karıncalanma, kuvvet kaybına neden olabilir. Oluşan boyun fıtığının omuriliğe yaptığı bası daha az olasılıkla bacaklarda sorunlara ve patolojik refleks bulgularına neden olabilir” diye konuştu.

Ameliyat her zaman ilk seçenek değil
Tanı koymada ilk önce hastanın muayene edilerek şikâyetleri ve öyküsünün dinlendiğini belirten Op. Dr. Ali Kemal Ulaş, bu sayede boyun fıtığının karışabileceği diğer hastalık gruplarının da göz önüne alınarak elendiğini vurguladı.
Op. Dr. Ali Kemal Ulaş, sonraki aşamalarda tanı ve tedavide uygulanan diğer seçenekleri ise şöyle anlattı: “Muayeneden sonra güncel yaklaşımda ilk tercih, manyetik rezonans görüntüleme tekniğidir. Bazı durumlarda özellikle yaşlı hastalarda omurlarda ve/veya omurlar arası bölgede kireçlenmeyi daha iyi saptayabilmek için bilgisayarlı tomografi ve röntgen çekimi gerekir. Birden fazla boyun fıtığı olduğunda veya hastada kollara giden sinirlerin sıkışması söz konusu ise elektrofizyolojik bir tetkik olan ve halk arasındaki ‘sinir ölçüm testi’ olarak da bilinen EMG (elektromiyografi) de yapılabilir. Boyun fıtığına bağlı ağrının tedavisinde cerrahi her zaman ilk seçenek değildir. Çoğunlukla kısa süreli dinlenme periyodu, ilk basamak ağrı kesici tedavi verilmesi, bazen boyunluk kullanılarak boyun hareketlerinin sınırlanması ağrının azalmasına katkıda bulunur.”