ADÜ'de ilk dersin konusu 'Terörsüz Türkiye' oldu
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi'nde 'İlk Ders: Terörsüz Türkiye' söyleşisine katılan güvenlik ve terör uzmanı, Emekli İstihbarat Albayı Coşkun Başbuğ, Türkiye'nin terörle mücadelesinin ekonomik bilançosuna ilişkin dikkat çeken bir rakam paylaştı Başbuğ, terörle mücadele için 2,5 trilyon dolar harcandığını belirterek, '2,5 trilyon doları mücadel
Adnan Menderes Üniversitesi'nde (ADÜ) yeni akademik yılın ilk dersi, 'Terörsüz Türkiye' temasıyla gerçekleştirildi. Güvenlik ve terör uzmanı, Emekli İstihbarat Albayı Coşkun Başbuğ'un konuşmacı olarak katıldığı 'İlk Ders: Terörsüz Türkiye' başlıklı söyleşi, Atatürk Kongre Merkezi Aydın Bey Salonu'nda düzenlendi. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından belirlenen tema doğrultusunda gerçekleştirilen programda, Türkiye'nin terörle mücadelesi, toplumsal birlik ve beraberliğin önemi ile terörsüz Türkiye hedefi ele alındı. Programda ADÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent ile güvenlik ve terör uzmanı, Emekli İstihbarat Albayı Coşkun Başbuğ konuşma yaptı.
'Ülkemizin terörden arındırılması geleceğimizin de meselesidir'
Programın açılış konuşmasını yapan ADÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent, akademik yılın ilk dersini 'Terörsüz Türkiye' temasıyla gerçekleştirdiklerini belirterek, bu başlığın yalnızca bir ders konusu olmadığını söyledi. Rektör Kent, 'Yükseköğretim Kurulu Başkanlığımızın belirlemiş olduğu tema doğrultusunda akademik yılımızın ilk dersini 'Terörsüz Türkiye' temasıyla gerçekleştiriyoruz. Bu başlık yalnızca bir ders konusu olmanın ötesinde son derece önemli ve kıymetli bir anlam taşımaktadır. Türkiye Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında son yıllarda ortaya koyduğu hamleler, gelişen kapasitesi ve daha etkin dış politikasıyla bölgesinde ve dünyada söz sahibi olan ülkeler arasında yerini daha da güçlendirmiştir. Bir ülkenin dış politikadaki gücü ve itibarı yalnızca sınırlarının dışında ortaya koyduğu iradeyle değil, aynı zamanda kendi içerisindeki huzur, güven, birlik ve beraberlik ortamıyla da yakından ilişkilidir. Bu bakımdan ülkemizin terörden arındırılması, huzur ve güven ortamının güçlendirilmesi ve toplumsal birlikteliğimizin daha da pekiştirilmesi yalnızca bugünün değil, geleceğimizin de meselesidir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu irade doğrultusunda yürütülen bu süreç, ülkemizin birlik ve beraberliğini güçlendirme hedefini taşımaktadır. 'Türkiye Yüzyılı' güçlü, huzurlu, müreffeh ve kendi geleceğini kendi iradesiyle şekillendiren bir Türkiye hedefini ifade etmektedir. Bizler de akademi dünyasının mensupları olarak bu sürece kendi alanımızdan katkı sunmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Çünkü üniversiteler yalnızca bilgi üreten ve meslek sahibi bireyler yetiştiren kurumlar değildir. Üniversiteler aynı zamanda toplumun geleceğini şekillendiren, düşünce üreten, bilim ve teknolojiye yön veren, toplumsal huzura ve ortak değerlerimize katkı sunan kurumlardır. Yeni akademik yılın ülkemize, milletimize ve üniversite camiamıza güzellikler getirmesini temenni ediyorum. İçeride huzurlu ve birlik içerisinde, dışarıda güçlü ve itibarlı bir Türkiye idealiyle; Terörsüz Türkiye, Güçlü Türkiye, Büyük Türkiye yolunda hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum' dedi.
Başbuğ: 'Anadolu insanı zoru gördü mü birleşir, tek yürek olur'
Güvenlik ve terör uzmanı, Emekli İstihbarat Albayı Coşkun Başbuğ ise Türkiye'nin terörle mücadelesine ve toplumsal birlikteliğin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başbuğ, geçmişte toplum içerisindeki farklılıkların ayrıştırma amacıyla kullanıldığını savunarak, Anadolu insanının zor zamanlarda birlik olduğunu ifade etti. Başbuğ, konuşmasında, 'Bizim kışlalarda böyle 'Önce Vatan' yazısı vardır. O çok kıymetli iki kelime ama üstüne kitaplar yazılır. Ben İzmir'de çok rahat oturur, keyfimi sürerim İzmir'in. O imkanım da var ama öyle bir yerden geçiyoruz ki, öyle bir sırat köprüsünün üzerindeyiz ki bunu selametle geçirmek bizlerin temel görevi. Sizlere de o bayrağı vermek bize düşen en büyük görev. Eskiden Kürt-Türk bilmezdik biz. Ahmet amca, Mehmet amca, işte Diyarbakırlı yan komşu, alt komşu, üst komşu böyle bilirdik biz. Alevi-Sünni bilmezdik biz. Ve bunlar bize birileri tarafından beyinlere dikte edildi. Sürekli bu konular işlendi. Niye? Ayırmak lazım, bölmek lazım ülkeyi. Atatürk öldükten sonra adım adım, santim santim böyle işlenen bir Anadolu toprağı ortaya çıktı' dedi.
Fırat Kalkanı vurgusu
Türkiye'nin terörle mücadelesinde yürütülen operasyonların önemine değinen Başbuğ, Fırat Kalkanı Harekatı'nın kritik bir dönüm noktası olduğunu ifade ederek 'Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz aylarda yıllarda FETÖ konusu gündeme geldiğinde 'Kolay değil, 40-50 yıllık pisliği temizliyoruz' derken aslında mütevazı bir rakam verdi. Çok daha derin, çok daha öncesi var. Devlet olarak Fırat Kalkanı Harekatı'nı planladık. Terörle mücadelenin bana göre en kritik anıydı. Fırat Kalkanı Harekatı'nı açın bakın, başladığı tarih 24 Ağustos'tur. Devlet diyor ki karşıya, o kendi arasındaki lisanla: 'Davul da kıyamet öyle kopmaz, böyle kopar' diyor. Aynı gün, 24 Ağustos harekatı başlattık ve şu an pek farkında değiliz, 24 Ağustos Fırat Kalkanı Harekatı yakın zamanda emperyalizmin çöküşü, mazlum devletlerin ayağa kalkışının bayramı olarak kutlanacak. Bunu yazın bir kenara. Çünkü öylesine kritik bir süreçti ve biz bunu yaptık, başardık' diye konuştu.
Terörle mücadelenin maliyeti: 2,5 trilyon dolar
Terörle mücadelenin Türkiye'ye ekonomik maliyetine de değinen Başbuğ, yıllar içerisinde bu mücadele için 2,5 trilyon dolar harcandığını söyledi. Bu rakamın ülkenin kalkınmasına aktarılması halinde ortaya çıkabilecek tabloyu da değerlendiren Başbuğ, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Terörde bir bilanço çıktı geçtiğimiz günlerde. Kaybımız, daha doğrusu harcadığımız para 2,5 trilyon dolar. Müthiş bir rakam. Teröre harcamışız bu mücadeleye. Niye? Ben mesela görev yaptığım dönemde bir operasyona çıkacağız; araçlar, benzinler, havada helikopterler, atılan mermiler... Bunlar kimse durduk yerde sana o mermiyi vermiyor, bir kaynaktan besleniyoruz. Bir kaynak bizi o konuda destekliyor, o da devlet. Devlet peki kim? Sizler, sizlerin verdiği vergiler ve paralarınız. 2,5 trilyon doları biz maalesef mücadele adına sokağa attık. Ben mesela bu para ülkeye harcansaydı ne olurduk diye bir araştırdım. 10 yıllık bir dilim aldım, o dilimde devletin şaha kalktığı, otoyolların yapıldığı, barajların yapıldığı süreçte harcadığımız para 600 milyar dolar. Yani vurduğunuzda 4 tane böyle Türkiye yapacak parayı biz Batı'nın kurduğu tezgahı yıkmak için harcamışız. Bu normal olabilir mi? Olamaz. Anadolu insanı ne kadar oynarsanız oynayın, evelallah eninde sonunda o zoru gördü mü birleşir, tek yürek olur. Türk-Kürt aynı harflerden oluşma ve etle tırnak gibi birbirimize geçmişiz. Benim akrabalarım var Diyarbakırlı, bir damadımıza evli. Nasıl ayıracaksın şimdi? Ben Ankaralıyım, damat Diyarbakırlı. Öylesine bir doku ki bu, ayırmanın imkanı yok. Ama o zoru denediler. Yetmeyince FETÖ'yü devreye aldılar. Alevi, Sünni, mezhepsel, çarpışma filan derken her yol denenmesine rağmen Allah'a şükür dimdik ayakta kaldık' ifadelerini kullandı.