YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Ayşegül Asal

BİR TARİH AŞIĞI TANIDIM: TALHA UĞURLUEL

Ayasofya’nın sadece bir müze olmadığını ve camiye çevrilmemesi için Dünya basınında şiddetli bir panik havası estirildiğini gördük son günlerde. Üstüne vazife olmayan pek çok ülke aymazca yorum yaptı ve nasıl olur da camiye çevirirsiniz, bu tarihe yapılan bir haksızlık diye palazlandılar ülkemize… Lakin ele geçirdikleri yerlerde yaptıkları mimari katliamlara bakıldığında belki de konuşabilecek son muhatap onlardı… İşte bu gerçeği ve Ayasofya’nın neden bu kadar önemli olduğunu konuştuk sevgili Talha hoca ile…

 

Kendisi o kadar açıklayıcı ve bilgilendirici bilgiler verdi ki, bu tek bir röportaja sığmadı. Bu yüzden kendisine çok teşekkür ediyorumve sohbetimizin ilk yarısını yayınlıyorum.

 

Atatürk’ün Ayasofya’yı müzeye çevirirken atmış olduğu imzası ve çağlar boyu peşine düşülüp bir türlü bulunmayan şu ünlü Ahit Sandığının Ayasofya ile ilişkisi değindiğimiz diğer başlıklardı. Kastamonu’daki Nasrullah Kadı Cami ve tartışmalı restorasyonu ise bir diğer konumuzdu. Ve elbette Pandemi döneminde Türkiye’de turizm sektörü nasıl ilerledi, kültürel etkinlikler bu süreçten nasıl etkilendi bunları da konuştuk. Bu soruların cevaplarıbir sonraki röportajda. Şimdi Ayasofya zamanı!

 

OSMANLI OLMASAYDI AYASOFYA KESİNLİKLE GÜNÜMÜZE ULAŞMAZDI!

 

1. Hristiyanların Kabe’si Ayasofya ile başlayalım hocam. Fatih Sultan Mehmet’ten kalan bu yadigara 90 sene sonra kavuştuk.

Ayasofya açık konuşmak gerekirse insanlığa ait bir değer. Bundan dolayı da her şeyi ile korunması lazım. Bu eser hastalıklı bir yapıydı. Daha kendileri yaptıkları dönemde kubbesi 20 sene geçmeden çöktü.

 

2. Evet hocam kubbesi çökmeleriyle çok meşhur.Şu an son halini görüyoruz veyıllardır sapasağlam çünkü kubbenin mimarı Koca Mimar Sinan. Peki neden ısrarla tek parça bir kubbe?

 

Büyük ihtimalle Jüstinyanus, Süleyman Peygamber’in şu an Mescid-i Aksa’nın olduğu arazide yaptırdığı Süleyman Mabedine özeniyordu. Zaten Üçüncü Ayasofya bittiğinde içeri girerken haykırıyor: ‘Ey Süleyman’ Seni geçtim!’ diyor. Orada bir rekabet var. Ayasofya uzunlamasına bir yapı ki normalde böyle yapılarda kubbe olmaz. Kubbe kare formlara iyi oturur. Ayasofya’da uzunlamasına kırma çatı olması lazımdı. İşte böyle bazilikal bir yapıya kubbeyi oturtmak, tamamıyla geçmişteki büyük bir mabede (Süleyman Mabedi) öykünmekle alakalı.

 

AYASOFYA YERYÜZÜNDE DİĞER HİÇBİR KİLİSE İLE KIYASLANAMAYACAK KADAR BÜYÜK BİR ANLAMA SAHİPTİR.

 

3. Hocam Ayasofya denilince neden sadece Hristiyanlar değil de bütün Dünya ayağa kalkıyor? 2.Kudüs olarak mı görülüyor?

 

Hristiyanlığın ayağa kalkmasının sebebi Hristiyanlık adına yapılmış ilk resmi binanın Ayasofya olması. Hristiyanlık Hz.İsa’dan sonra 300 sene boyunca gizli gizli yayılmaya çalışıldı. Konstantin, İstanbul’u Roma devletinin başkenti yapıyor ve devlet dini olarak Hristiyanlığı benimsiyor. Bu yeni dinin de ilk resmi binası Ayasofya oluyor. Ayasofya yeryüzünde diğer hiçbir kilise ile kıyaslanamayacak kadar büyük bir anlama sahiptir. Ama nihayetinde Osmanlının da fetih camisidir.

 


ONLAR AYAĞA KALKMADAN EVVEL BİR AYNAYA BAKSINLAR!

 

Ayağa kalkanlar Hristiyanlar açık konuşmak gerekirse. Amerika’daki, İngiltere’deki ya da Rusya’daki Hristiyan dünyası ayağa kalkıyor. Din tarafgirlikleri dolayısıyla bu tavrı sergiliyorlar. Ama bence onlar ayağa kalkmadan evvel bir aynaya baksınlar, kendi tarihlerine baksınlar.Asırlar boyunca Müslümanların ülkeleri işgallerinde hunharca yok ettikleri binlerce değil yüz binlerce camii var.

 

  • Yunanistan’da da bir Ayasofya feryadı koptu.

Bugün Yunanistan’ın konuşmaya hakkı var mıdır? 1912 Balkan savaşında ele geçirdiği topraklarımızdaki camilerin %80’ini yıkmış, %15’ini kiliseye çevirmiş, geriye kalan %5’i de metruk bir vaziyette duruyor. Bugün Yunanistan topraklarında resmi açık bir tek cami yok.

 

 


4. Maalesef hocam. Hocam bir diğer sorum şu ünlü freskler. Aya: kutsal ve Sofya: bilgelik demek. Osmanlı adını bile değiştirmedi Ayasofya’yı aldığında. Bu hoşgörülü anlayış, Ayasofya içindeki Hristiyanlıktan kalma freskleri tahrip etmiş olabilir mi?

 

Eğer Osmanlının öyle bir derdi olsaydı bugün o fresklerin tozunu göremezdiniz! Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettiğinde 1.Mahmud’a kadar geçecek süreçte üstlerinde sıva bile olmadığı, hasır perde ile örtülü olduğunu biliyoruz bu fresklerin. 1.Mahmud döneminde artık yapı cami olarak kanıksandığı için, sadece göz önündeki ve ibadet mahallindeki freskler sıvanıyor. Ama ‘son cemaat yeri’ denilen kısmı açık bırakılıyor, onlara dokunulmuyor.

 

AYASOFYA GENELEV OLARAK KULLANILDI.

 

Bence bu tepkiyi verenler 1204-1261 yılları arasındaki ‘Latin İstilası’nabir baksınlar!Katolik Avrupa bu 57 yıllık süreçte Ayasofya başta olmak üzere İstanbul’a görmediği çirkinlikleri yaşattı. Ayasofya affedersiniz genelev olarak kullanıldı. Ayasofya’nın içine İstanbul’un dört bir yanındaki manastırlarda bakire genç kızları ve rahipleri doldurup aylarca o yapıyı ve insanları kirlettiler.

 

-Bu amaçla kullanıldığını hiç duymamıştım! Çok şaşırdım.

 

Tabii. Bunları da yazanlar o dönemin Bizanslı Romalı tarihçileri. Önce kötü amaçla kullanıyorlar sonra da yağmalıyorlar. Yapının içinde kıymetli hiçbir şey bırakmıyorlar.

 

PAPA AYASOFYA İÇİN ÇOK ÜZÜLÜYORUM DİYOR! PAPANIN BUNU DEMEYE HAKKI YOK!

 

Çünkü Papa Katolik dünyanın lideri. Siz zamanında İstanbul’u ele geçirdiniz, Ayasofya’yı Katolik kiliseye çevirdiniz. E biz de camiye çeviriyoruz. Yaptıklarının bir benzerini yapıyoruz.

 


5. Namaz kılarken ince hasır bir perde çekilmiş fresklerin üzerine Fatih Sultan Mehmet döneminde. Bugün neler yapılacak namaz kılınırken?

 

Ben Ayasofya henüz camiye çevrilmeden önce bahsetmiştim videolarımda, namaz kılınması için en azından haftada bir, ayda bir ya da en azından yılda bir açılabilir Ayasofya demiştim. Örneğin Akdamar adasındaki Ermeni Kilisesi’ne biz yılda bir gün ibadet izni veriyoruz.

 

  • Hocam hatta yine bir videonuzda Ayasofya’nın ortasına namaz kılmak için belli bir bölge de yapılabilir demiştiniz. Bunu uygulayan bir müze örneği de vermiştiniz.

İznik Ayasofya’sı. Evet orası gibi yapabiliriz demiştim. Hatta diyelim bizim o freskleri kapatmaya gücümüz yetmiyor. Dünya kamuoyu çok güçlü. O zaman yapının üçte birini oluşturan duvarlarda hiçbir fresk yok. Orada rahatlıkla ibadet edebiliriz diye belirtmiştim.

 

  • Peki Ayasofya’da namaz kılarken o freskler nasıl kapanacak?

Çok kolay. Teknoloji çok ilerledi. Uzaktan kumandalı jaluzi perdeler var. Fresklerin üzerine perde kurulup bir düğme ile yapıdaki bütün freskler anında kapatılıp açılabilir. Anadolu’da bunun örnekleri var, ben çok gördüm. Bir diğeri karartma sistemi. Özel lazerli karartma sistemleri var. Yaktığınız anda fresklerin üzeri karartılıyor. Hiç perdeye gerek kalmadan, duvarları delmeden lazerle karartılır, namaz bittiğinde de açılır.

 

  • Hocam peki namaz vakitleri dışında namaz kılınmak istendiğinde freskler ne olacak?

Ayasofya’nın sağ ve sol neflerinde hiç fresk yok. Orta bölümdeki resimler namaz haricinde açık kalacak. Turistler de freskleri görerek gezebilecek.

 

O İSKELELER BİR BAHANENİN ESERİ!

 


6. 29 Mayıs 1453’de Ayasofya camiye çevrildi, 1930 tadilat amacıyla ibadete kapatıldı. 90 yıldır Ayasofya içindeki iskeleler orada. Bu iskeleleri de tarihi eser sayabilir miyiz?

 

Aslında tarihi eser! Tam 90 yıl geçmiş, 90! Bizde bir ölçü vardır. Bir eserin tarihi olması için üzerinden 100 yıl geçmesi gerek. 10 yıl daha dursa hakikaten daha kaldıramazdık.

 

7. Hocam neydi bu Ayasofya’nın bitmek bilmeyen tadilatı?Asıl nedenini merak ediyorum.

 

Benim görüşüm şu: Atatürk bir Osmanlı subayıdır ve nihayetinde bir devlet başkanıdır. Biz yeni bir devlettik. Kolay kolay kimse yeni bir devleti tanımaz. Türkiye Cumhuriyeti’nin o dönemde tanınmaya ihtiyacı var. Ve o dönemin büyük devletleri ile pazarlıklar yapıldı. Bu devletler tabii ki Türkiye Cumhuriyeti’ni tanımak için şartlar ileri sürdüler.

  • Neydi bu şartlar?

Halifeliği ortadan kaldıracaksınız. Ayasofya’yı ibadete kapatacaksınız. Ama bir devlet başkanı ben Ayasofya’yı ibadete kapatıyorum dese elbette çok tepki toplardı. Bu yüzden 1930 yılında ‘yapı yorgun ve çok yaşlı bu yüzden yapıyı tadilata alıyoruz’ dendi. Ve o tadilat yıllarca ama yıllarca sürdü. Turgut Özal muhtemelen yapıyı ibadete açmak istiyordu. Süleyman Demirel de istiyordu. Hatta Demirel’in Sultan Abdülmecid giriş rampasını ibadete açtığını biliyoruz. Ancak 80 darbesi ile tekrar kapatıldı. Maalesef yapının tamamını ibadete açmaya güçleri yetmedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR
Yorumunuz başarıyla kaydedildi