YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Av. Kürşat Orhan Şimşek

AYASOFYA İBADETE KAPALI MI?

Covid-19 sonrası 1 Haziran 2020 tarihi itibarıyla yeni normale dönüş siyaset sahasında da hızlı oldu.

Son birkaç yıldır siyaset gündemini belirleme muhalefetin, özelde de Millet İttifakının eline geçmişti.

Ne var ki; yeni normale geçişle birlikte görünen o ki Cumhur İttifakı yeniden gündemi belirleyen aktör haline geldi.

Muhalefette bu gündemin peşinden koşturmaya, her gün gündemi belirleyenlere cevap yetiştirmeye çalışmakta.

Gündemi belirlemek, bu gündem suni olsun gerçek olsun her zaman belirleyen tarafa kazandırır.

Cumhur İttifakının gündemi belirlemesinde stratejik akıl olarak Devlet Bahçeli Bey’in önemi açıkça ortada.

Çizdiği siyasi strateji tüm siyasetin kendi üstünde toplanmasına ve siyasetin belirleyeni olmasına yol açmış durumda.

Adeta tüm Türk Siyaseti, Devlet Bey’in hangi konuda ne söyleyeceğine özelde de seçim kararı alıp almayacağına kilitlenmiş durumda.

Son 20 yıla baktığımızda Türkiye siyasetinde erken seçim olup olmayacağına Devlet Bey karar vermekte.

İster kabul edin ister etmeyin realite bu ve bunun siyaseten bir başarı olduğu da açık.

Türk siyasetinin bir diğer gerçeği ise siyasiler arasında din referanslı tartışmalar başlamışsa ufukta erken seçim görünmüş demektir.

Nitekim muhafazakâr sağ siyasetin 1950’den beri seçim meydanlarında kullanmaktan vazgeçmediği Ayasofya’nın, müzeden camiye dönüştürülmesi yeniden gündeme getirildi.

Bugünlerde her sahada bu konu hararetli bir şekilde tartışılmakta.

Baştan fikrimi söyleyeyim.

Bence Ayasofya fethin sembolü ve Fatih Sultan Mehmet Han’ın arzusu doğrultusunda cami statüsünde kullanılmalı.

Ancak keşke konu bu kadar basit olsa.

Önce konunun ekonomik tarafına vurgu yapayım.

Burası Hristiyanlar için hac merkezlerinden biri.

Bu nedenle çok fazla yabancı ziyaretçisi var.

Yıllık ortalama 3 milyon ziyaretçiden bahsediyoruz ve müze statüsünde olduğu için giriş ücreti 120 TL.

Devasa bir gelir getirdiği açık.

Cami statüsüne çevirdiğinizde tıpkı Sultan Ahmet Camii’ne girişte olduğu gibi ücret alamayacaksınız.

Peki Atatürk buranın neden müze olmasını istemiş olabilir?

İstanbul’un bir nevi ikinci Fatihi olan Atatürk, 24 Kasım1934 yılındaki kararname ile burayı müzeye çevirirken tabii ki stratejik bir amaç gütmekteydi.

Her ne kadar eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Sayın Yusuf Halaçoğlu, bu kararnamedeki Atatürk’ün imzasının sahte olduğunu iddia etse de bunun pek mümkün olduğunu düşünmüyorum.

Atatürk gibi bir liderin ardından iş çevrilmesi ya da onun kandırılması mümkün değildir.

Atatürk biliyordu ki; Ayasofya ile ilgili Batı Dünyasının yani hem Ortodoks Patrikhanesi’nin hem de Katolik Dünyasının Ruhani Lideri Papalığın ibadet etme talepleri olacak ve Ayasofya üzerinden tartışmalar açılacaktı.

Atatürk, bunu engellemek için stratejik bir akılla burayı müze haline getirmiş ve tartışmalar daha başlamadan bunu önlemiştir.

Bugün Ayasofya’nın statüsünün camiye çevrilip ibadete açılması ile ilgili tartışmalar başlar başlamaz, Türkiye Ermenileri Patriği’nden hem cami hem de kilise olarak açılsın, biz de ibadet edelim önerisi gelmesi yukarıda ki tezimi doğrulamaktadır.

Bu arada şuna da değinmeden geçemeyeceğim, Ayasofya’da günde beş vakit ezan okunmakta, Topkapı Sarayı’na giden yolun sol tarafından namaz kılınan bölüme girilmekte ve rahatça namaz kılınabilmektedir.

Hatta Diyanet tarafından görevlendirilmiş kadrolu imamı dahi vardır.

Yani Ayasofya zaten ibadete açık.

Orada çan çalındığını ya da kilise ayinleri yapıldığını sanmayın.

O halde biz günlerdir neyi mi tartışıyoruz.

Tartışılan esasında Ayasofya’nın statüsü üzerinden Türk İnsanının hassasiyetleri.

Böylece konunun siyasi tarafları bulundukları sahayı pekiştirerek buradan siyaseten bir kazanç elde etmek amacındalar.

Ancak dini müesseseler veya ibadethaneler üzerinden yapılan tartışmalar toplumun fay hatlarına zarar verir.

Bunun için bu tartışmayı çok uzatmadan sonuçlandırmak ve eğer bu konuda samimi bir irade varsa bir an önce konuyu neticelendirmek gerekmektedir.

Siyasi irade bu konuda adres olarak Danıştay’ı göstermiştir.

Bu konuda Danıştay’ın önünde açılmış bir dava ile ilgili olarak 2 Temmuz 2020 ‘de incelenecek dosya mevcut.

Oysa aynı konuda Danıştay’ın 2012’de“Ayasofya’nın müze olmasında kamu yararı olduğu” yönünde bir kararı var.

Görüldüğü üzere bu karar yeni ve bu siyasi iktidar döneminde verilmiş bir karar.

İdare Hukukunun ana prensiplerindendir.

İdari bir işlem hangi yol ile tesis edilmişse aynı yol ile de kaldırılabilir.

Bunun anlamı; bir kararname ile müze haline getirilen Ayasofya aynı yol ile de cami statüsüne çevrilebilir.

Yani bu konuda hukuki karar beklemeye gerek yok.

Samimiyet ve irade yeterli.

Sağlıcakla…

 

YORUMLAR
Yorumunuz başarıyla kaydedildi
DEVLET KİM?LİYAKATSIZ ATAMALARHALKIN GÜNDEMİBAROLAR, İKTİDAR, BÖLÜNMEBAROMA DOKUNMAÖMÜR DEDİĞİNAYASOFYA İBADETE KAPALI MI?FİZAN ÇÖLLERİNDEKİ TÜRKLERBİR FETİH İKİ FATİHBAYRAM ve SÜLEYMANİYEYazarın Tüm Yazıları