SON DAKİKA

Samsunspor-Ümraniyespor maç sonucu: 3-0
<>
HaberlerSAMSUN HABERHaftanın Kitabı / Şah&Sultan

Haftanın Kitabı / Şah&Sultan

Haftanın kitabında sizlere bu hafta İskender Pala'nın Şah & Sultan adlı meşhur romanından söz edeceğiz.

+
-
Haftanın Kitabı / Şah&Sultan
Haftanın Kitabı / Şah&Sultan

Şah ve Sultan, Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim ile Safevi hükümdarı Şah İsmail'i anlatan titiz bir çalışmanın ürünü her şeyden evvel. Ancak İskender Pala’ya böyle bir romanı yazdıran esas faktör, iki hükümdarın kudretlerinden ziyade şairlikleridir. Gerek divan edebiyatına gerekse de halk edebiyatına çok önemli mısralar bırakmıştır iki hükümdar da…

Pala, romanı yazarken tarafsız kaldığını belirtmişti. Hakikaten de öyle yapmış ama cümleler tarafsız değillerdir. Nihayetinde ilk başlardaki sertliği ve hırçınlığına rağmen sonralarda iyice olgunlaşan, örnek bir sultan gördük Yavuz’da. Şah İsmail ise yazarın onca tarafsızlığına rağmen kötü olarak göründü sanki.

Her iki tarafın da Türk/Türkmen olduğu bir muharebe Çaldıran. Şah İsmail için değil ama Yavuz için mezhebin hiçbir önemi olmadığını, önemli olanın devlete bağlılığın olduğunu görebiliyoruz. Zaten bu yüzden isyan etmeyen hiçbir topluluğa bir müdahalesi olmuyor. Tebriz’in Şah’ın ve Sultan’ın ellerine geçişiyle birlikte yaşananlar oldukça açık nitekim.

Osmanlı'nın Safevi’ye göre gerçek bir devlet olduğunu görebiliyoruz. Taha Akyol’un tabiriyle Çaldıran’da iki ordu değil iki zihniyet/anlayış karşı karşıya geliyor.

Romanda tarihî gerçekliği olmayan şeyler de var. Örneğin, Yavuz’un daha şehzade iken Tebriz’deki saraya gitmesi, çölde bir aslanı öldürmesi… Bir de Timur’un Ankara Savaşı'nda mağlup ettiği Yıldırım’ın eşini esir alıp, çırılçıplak soyması ve komutanlarına içki servisi yaptırması nedeniyle daha sonraki Osmanlı padişahlarının Türk kadınlarla evlenmekten imtina etmeleri...

Neticede bu bir roman. Romanın ana unsuru ise aşk… Taçlı yahut Bihruze adlı dünyalar güzeline âşık olanların hikayesi biraz da. Şiirlerle süslenen ve o kadar âşığına rağmen eline erkek eli değmeyen bir ahu gözlünün hikâyesi biraz da… Yavuz’un o çok meşhur küpesinin de sebeb-i hikmetinin aşka dair olduğunu bildik bir de… İhtimal, kurgu da olsa.

Bu arada Yavuz’a Şam’da aşık olan cariyenin küçük hikayesi de çok hüzünlü idi. O nasıl bir sevdaymış ki, aşığını bulunca kendini kaybetmiş…

Kitapta kronolojiye dair birkaç küçük hata da vardı, Son olarak şöyle bitirelim;

Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek.

( Pençemin korkusundan arslanlar (bile) titrerken
felek beni bir ahu gözlüye esir etti… )

YORUMLAR
Yorumunuz başarıyla kaydedildi
reklam
reklam
SIRADAKİ HABER