İnsanın düşünce his ve algları; biyolojik yapısı , psikolojik durumu ve sosyal çevresiyle şekillenir.  Bizim kendiliğimiz (self ) bu üç fenomenin etkileşiminin bir sonucudur.   

     Biyolojik çevre denince, geçmişimizden (genetik ) tevarüs ettiğimiz beyin, kalp, kas vb. yapısı vücudumuzun biyokimyası, fizyolojisi bu kapsama girer.

Psikolojik durum denince insana bakış açısıyla değişmekle birlikte ruhsal aygıt ve onun tüm fonksiyonları bu kapsama girer. Modern kuramlara göre tüm psikoloji beynin fonksiyonudur. Diğer kuramlara göre ise müstakil bir ruh vardır.

Sosyal çevre denince iklimden tutun da kişinin yaşadığı köy, mahalle, aile bireyi, okul çevresi, iş çevresi, arkadaş çevresi, orada ki sosyal siyasal sistem, kültür, dini inanış bu kapsama girer.

İnsan; modern tıbbın da en geniş tanımıyla biyopsikososyal bir varlık olduğundan onun sağlıklı olmasının bu üç alanın ve bu alanlar arası ilişkinin sağlıklı olması gereklidir. Yani kendi içinde vücut sağlıklı olacak, psikoloji problemsiz, olacak sosyal çevre kişi için travma olmaktan uzak olacak bu da yetmez. Bu üç alan arası ilişki de sağlıklı olacak ki, sağlıklı bireyden bahsedebilelim.

Hepimiz biraz konsantre  olup gözümüzü kapayalım. ‘’Ben’’ deyince aklımıza ne geliyor? El, kol vb. mi? Bunların dışında bir şey mi? Aklımıza bunların toplamının bizde ki bir imajıyla alakalı bir şey geliyor. Örneğin ;  kaygım var diyen bir kişi neyi kastediyor? Göğsünün sıkıştığını, kalbinin çok çarptığını, elinin ayağının uyuştuğundan vb. bahsediyor. Demek ki, ruhsal bir problemin ifade edilişi    genellikle vücut üzerinden oluyor. Geleneksel tıbbın genel geçer bir manifestosu vardır: Psikiyatrik bir  sendromla karşılaştığımızda önce bir organ hastalığını dışlamak. Bana göre bu büyük bir yanlışlıktır. Çünkü ilgili bir hastalığı dışlamak için bir çok tetkik (MR, tomografi, EEG, röntgen, biyokimya, hormonal tetkikler) gereklidir. Bunun yerine bir psikiyatristin bir seans görüşmesi hastalarımıza zaman ve ekonomik avantaj sağlayacaktır. Gerektiğinde psikiyatrist ayırıcı tanı için bazı tetkikleri de yapacaktır.

Sorunu bu temel üzerine oturttuğumuzda psikiyatrik bir hastalık bedensel bir hastalığın maskesi olabildiği gibi bedensel bir hastalık ve belirti psikiyatrik bir hastalığın maskesi olabilir. Eğer devamlı sağlık arayışı ile geziyorsak çoğunlukla psikiyatrik problemimiz var demektir. Acaba hangi şekillerde bedensel belirtiler (her türlü ağrı, uyuşma, bayılma, fonksiyon bozuklukları, yeme bozuklukları, çıkarma bozuklukları) psikiyatrik hastalığı gösterir?  Ya da hangi tıbbi durumlarda aslında psikiyatrik hastalık sorumludur?

1.Kısmen bedensel belirtilerin görüldüğü ruhsal hastalıklar . Örnek ,  konversiyon bozukluğu(hasta ani yere yığılma el ayak uyuşması, felç görüntüsü gibi belirtilerle acile gelen hastalar)

2.Bedensel belirtilerin organik(vücudu ilgilendiren)hasara bağlı olmadığı psikiyatrik bozukluklar. Örnek; somatizasyon bozukluğu(tüm hastalıkları taklit eden belirtiler var. Ama asla bir tetkikte anormallik  olmayan psikiyatri hastaları).

3.  Hastaların kendi sağlıklarıyla ilgili aşırı endişelerinin olduğu kişiler. Örneğin hipokondriasiz (hastalık hastaları).

4. Genellikle psikiyatrik hastalıklarla ilişkili olan bedensel şikayetler. Kuvvetsizlik , halsizlik ,bitkinlik, kas güçsüzlüğü, kilo alma , kilo kaybetme, yüzde kızarma, soluklaşma, omuzlarda çökme ,gergin yüz ifadesi vb.

5. Herhangi bir bağımlılık yapan maddenin kullanımına bağlı bedensel yakınmalar. Örneğin sigara kullanımında öksürük şikayeti.

      Görüleceği üzere her bedensel şikayet bedensel bir hastalığı göstermez.

Prof.Dr.Ramazan ÖZÇANKAYA 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.