Toplum olarak sürekli başka medeniyetlere kıyaslanarak biryerlere doğru ilerlemeye çalıştık.

Kendimizi başkalarına göre değiştirmeye veya kendimize yabancı olanı örnek almaya çalıştık.

Başardık mı ?

HAYIR.

Kişisel sorunların, ülke sorunlarıyla bu kadar iç içe ve yakinen yaşanılan bir ülkede yaşıyoruz.

Kültürün, alışkanlıkların, üçüncü kişilikler önemli olduğu ve etkilediği bir toplum.

Kişisel boyutta, kendimizden başka bildiğimiz herşeyi ne kadar biliyoruz veya kendimizi ne kadar biliyoruz ?

Yunus Emre’nin "ilim ilim ilmektir, ilim kendin bilmektir sen kendini bilmezsen ya nice okumaktır" mısralarında biz neredeyiz ?

İtiraf ediyorum, kendine yabancılaşmış zihinler arasında günlük bir yaşam şekli yansıyor etrafımızda var olma çabasında bulunan her insanda...

Hayal edebilenlerin,  olumsuz duyguları ve umutsuzlukları süslüyor hayallerini.

Belkide kişinin iç huzurunun bu kadar dışsal etkenlere dayalı olduğu bir dönemde yaşıyoruz.

Stefan Zweig der ki, " Dünyayı değiştiremiyorsan, dünyanı değiştirirsin. Hepsi bu" "İşte o iş o kadar kolay değil" düşüncesine sahip olan zihinleri duyar gibiyim...

Belkilerle, ihtimallerle hareket etmeye alışmış veya hareket edemediği için yerinde sayıklamış insanlarımızın sayıları gittikçe artıyor...

Kendi hayatlarımızı, kendimizi değerlendirirken çok acımasızız.

Ya kendimizden bir beklentimiz yok, ya da hep dışardan bir destek arayışındayız.  Kendi içimizde var olanları bilmedikçe kendimize hiç bir zaman değer gözüyle bakamayacağız !

Olumsuz düşünce şeklini nesilden nesile aktaran bir kısır döngü içerisindeyiz.

Birileri de defalarca aynı yerden canı yandığında, bunun başka bir yolu olmalı dediğindekendini terapistin koltuğunda kendinden analatabildiklerini yansıtırken buluyor.

Çok güzel bir çerçevede yaşıyoruz : evlerimiz, arabalarımız, giysilerimiz, yiyeceklerimiz çeşit çeşit ne bolluk ne bereket !

Çerçevenin içindeki tuval ne renkte ? Gri mi, yoksa siyah mı ?

Çerçevenin içinde ne bulunuyordu tam olarak ?

Tablonun aslı galiba. Yansıttığımız görüntüler ne kadar yüzeysel...

"Değişim, gelişimdir."

Çerçeveyi her zaman değiştiremezsiniz, bu sizin belki kontrolünüz dışında ama tablodaki renklerle oynama imkanı hepimizin elinde.

Düşünce şeklini değiştirirsen, hislerini ve duygularını etkilemiş olursun. Senin hissettiğin herşeyde davranışını şekillendirir.

Yani bedenin, zihninde var olan herşeyin bir yansımasıdır.

Kural basit aslında.

Elinizde çok büyük bir güç var eğer kendinizi kendi düşüncelerinizden sorumlu hissederseniz.

İnsanın, kendi dünyasını düşüncelerini seçerek değiştirmeye başlayınca artık onun önünde hiç bir engel kalıcı olmayacaktır.

"Dünle birlikte gitti, cancağızım.

Ne varsa düne ait.

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım"

Mevlana’nın bu sözlerinden beslenerek, kendi kişisel değişimimize şu şekilde katkı sağlayabiliriz : değişim ve gelişim aslında yarında gizlidir.

Düşünce ve sözlerimizi sürekli geçmiş odaklı değil de, gelecek odaklı şekillendirirsek geleceğimizi şekillendirmiş oluruz.

Zihnimiz, hayatımız ve kendi hakkımızdaki kişisel söylemlerimizden, beslenmektedir.

Hiç birimiz başarısızlığa, mutsuz bir hayata mahkum değiliz. Aksine, her birimiz iç huzurumuzu düzenleyip daha sağlıklı ve yaşam enerjimizin var olduğu bir hayat yaşayabiliriz.

Buradaki amaç, yaşadığınız trajedileri veya imtahanlarınızı göz ardı etmek değil de, kendi üzerinizde olumsuz bir etki sağlamasına engel olmaktır.

Hayatlarımızda yaşadığımız olayların bizi sürüklemesine izin vermeyip, yaşadıklarınız hakkında düşünce ve duygularımızı kontrol etmeyi öğrenmeliyiz.

Elektrik süpürgenin toz çektirme şekli gibi bütün olumsuzlukları kendi içine çeken zihin yapıların hayatlarından elde ettiği yalnızca hayal kırıklılığı, kaygı, stres ve belirsizlik.

Kişinin şimdiye kadar hayatını sürdürebilmesi için kullandığı yöntemler etkisiz kalıyorsa, artık

yaşam koşullarını düzenlemesi, yenilemesi  sağlıklı ve olumlu bir davranış biçimi olarak hayatına yansıyacaktır.

Düşünce şeklinizi değiştirmek size şimdiye kadar belki yabancı olan farklı tatmin ve şükür duyguları geliştirmenize yardımcı olacaktır.

Hayatı severek yaşamak öğrenilebilir !

İkili ilişkilerinizin iyileştiği, değer gördüğünüz, sevildiğiniz takdir edildiğiniz bir hayat.

Düşünce şeklinizi değiştirmenizin en etkili yolu, düşüncelerinizi kontrol etmenizdir.

Düşüncelerinizi filtreleyin !

Olumsuz bir düşünce zihninizde var olmaya başladığında, istekli bir şekilde düşüncenizin tam tersinini düşünerek olumlaştırın.

İstekli ve başlangıçta sürekli bir mücadele gerektirse bile, düşünce şeklinizi değiştirmek yüksek stres oranıyla, olumsuz ve değersizlik hisleriyle birlikte yaşamaktan daha kolaydır.

Hayatınızda istemediklerinizi değil, istediklerinizi ve beklentilerinizi söyleyin !

Başarıyı hayatınızda umut etmek istiyorsanız düşünüp inanmalısınız.

Şartlar ve koşullar ne olursa olsun kendizi düşüncelerinize olan inancınızın zayıflamaması için kendinizi sürekli gelecek hayallerinizle beslemelisiniz.

Yaşınız kaç olursa olsun, kendi zihninizi tanımak iyileşmenin ilk adımıdır.

Huzurlu bir zihin, içimizdeki güçleri daha rahat bir şekilde özgürleştirmemizi sağlayacaktır.

Değişen ve gelişen hayatlarınızın olması dileğiyle...

Uzm. Klinik Psikolog Gamze Birol

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Melike 2017-11-30 22:35:11

Çok güzel olmuş hocam ellerinize sağlık seve seve okuyoruz yazılarınızı. Saygılar

Avatar
Filiz bilgin 2017-11-30 22:38:24

Ellerinize sağlık doktor hanım
Bu yazınızı uygulamaya calışacagım hürmetler saygılar