Osmanlının muhteşem yüzyıllarından sonra gelen çöküş döneminde devlet dış politikada yalnızlık politikasını terk ederek ittifaklar kurma peşine düşecektir. İttifak kurduğumuz devletleri de dostumuz olarak görecektik. Dostlarımızın aleyhimize politika izlediklerinde de hayal kırıklığı yaşayacaktık ve bunu dost kazığı olarak kabul edecektik.

Rus devleti ile de zaman zaman ittifaklar yapsak da Rus’u bir türlü dost sınıfına koymamışızdır. Bunun nedenlerini de şu şekilde sıralarız.  Son yüzyılımız hariç Ruslarla yaptığımız büyük savaşlar ve kaybettiğimiz Müslüman toprakları, Orta Asya Türklerinin Rus egemenliğine girmesi, Rus devriminden sonra kurulan sosyalist düzene karşı Türkiye’nin sosyalizm karşıtı batı cephesinde yer almasıdır.

Osmanlının talihsizliği gerilemeye başladığı döneminin Rusların büyümeye başladığı döneme denk gelmesidir. Yapılan on büyük savaş genelde Osmanlının aleyhine sonuçlanacaktır. 18. yüzyılda Rusların Büyük Petro’su bizim tarihçilerin deli Petro’su ile Ruslar tarih sahnesinde etkin rol almaya başladılar. Çar Petro Rusların bozkırlardan çıkarak denizlere ulaşması gerektiğini düşünüyordu. Kısa sürede Baltık denizi kıyılarına ulaşarak başkentini Moskova dan Petersburg’a taşıdı.

Petro’yu soğuk Baltık denizi memnun etmiyordu. O sıcak denizlere inmek istiyordu. Akdeniz’e ulaşmalıydı. Bu yolda önüne çıkacak Osmanlı engelini de aşmalıydı. Bu şekilde başlayan savaşlar çarlar ve padişahlar değişse bile 200 yıl devam edecekti. Nerdeyse her 20 yıla bir savaş düşüyordu.

Osmanlı Ruslara karşı ilk defa Müslüman toprağı Kırımı kaybedince bunun yarası ağır olmuştur (1774). Yara Müslüman Kafkasların kaybedilmesiyle daha da artmış, buralardan Osmanlı ülkesine yapılan Türk, Çerkez, Gürcü göçleri de Rus’a olan kini arttırmıştır.

Osmanlı bir ara 1833 yılında Ruslarla ittifak, dostluk antlaşması olan Hünkar İskelesi Antlaşmasını yapacaktır. Ne olmuştu da iki düşman dost olmuştu. Bu ittifakı sağlayan Osmanlının Mısır valisi Mehmet Ali Paşaydı. Paşa Osmanlıyla ters düşmüş kuvvetlerini Anadolu ya göndermiş Osmanlı ordusunu ardı ardına yenerek Kütahya ya ulaşmıştır. Sonraki adım İstanbul olacaktı. Osmanlı hanedanlığının sonu mu geliyordu?

Padişah 2.Mahmut valisini durdurmak için Avrupa’dan yardım istedi. Yardım gelmeyince Ruslara başvurdu ve Rus donanması boğazlara indi. Durum kritik bir hal alınca İngiltere de devreye girdi vali durduruldu nasıl oldu, Mısır valiliği artık süresiz Mehmet Ali soyuna verilecek. Sonuç, Mısır gitti. Bu Rus ittifakı lise kitaplarımızda düne kadar ‘Denize düşen yılana sarılır başlığı ile anlatılıyordu. Herhalde Rus dostluğu ağır gelmişti ancak böyle anlatabildik.

Dostluk antlaşmasından sonra da ilerleyen yıllarda Ruslarla savaşmaya devam ederek 1.Dünya savaşı yıllarına geldiğimizde İngiltere Almanlara karşı Rusları kendi yanlarına çekmek için onlara hayallerini sundu. Boğazlar ve Doğu Anadolu Rusların olacaktı. Savaşta Ruslar Osmanlıyı yenerek Sivas’a kadar gelmişti ki, 1917 Rus devrimi ile hayaller suya düştü. Yeni kurulan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği(SSCB) savaştan işgal ettiği topraklarımızı terk ederek çekildi.

Kurtuluş savaşımız sırasında sosyalizm yönetimi sebebiyle İngiltere’nin düşmanı olan yeni Rus devleti(SSCB) milli mücadelemize sıcak bakıyor, mücadelemizi emperyalizme karşı Türk halkının direnişi olarak görüyordu. Mustafa Kemal Ruslarla Moskova Antlaşması yaparak ihtiyacımız olan yardımları tedarik ediyordu. Ruslar da TBMM’yi tanıyan ilk büyük devlet oluyordu.

Türkiye Cumhuriyeti ile SSCB ile arsındaki sıcak ilişkiler 2.dünya savaşından sonra SSCB’nin Türkiye’den üs istemesi ile gerilir. Sonuç yeni dünya düzeninde Türkiye ABD’nin yanında. Yeni dostumuz Amerika…

SSCB’nin dağılışına kadar(1991) Türk Rus ilişkileri Amerika güdümünde devam etti. Bir ara ABD’den büyük yardımlar alan başbakanımız Adnan Menderes SSCB ile görüşmeye kalktı. Hatta SSCB’ye gidecek ilk Türk başbakanı olacakken bu ziyaretten bir ay önce devrildi ve idam edildi. Akıbetinde yapacağı ziyaretin rolü ne olmuştu? Sen misin Ruslarla dost olmaya kalkan…

Günümüze gelince yeni adı Rusya Federasyonu ile ilişkilerimiz genel olarak iyi gitmektedir. Çok alanda ticari ilişkilerimiz ve bağımlılığımız vardır. İki devletin de çıkarları birbirine yakın durmaktadır. Rusların sıcak denizlere inme politikası turizm alanında gerçekleşmiş, Rus turistler Akdeniz sahillerimizi doldurmuş, hatta bir ara Rus krizi çıkıp Rus turistler gönderilmeyince Türk turizmi kan ağlamıştır. Biz de Orta Asya’ya inşaat sektörü ile ulaştık kardeşlerimizle buluştuk.

Dış politikalarda dostluklar geçicidir. Geçici olmayan çıkarlardır. Gelişen dünya şartları dostumuzu düşmanımızı değiştirebilir. Dengemizi iyi sağlamak zorundayız bir tarafa ağırlığımızı verirsek dengede sıkıntı yaşarız. Dış siyaset denge oyunudur. Dengesini kaybeden düşer ve oyunu kaybeder.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
11/N 2017-03-31 14:26:27

Tebrikler hocam

Avatar
Cansu Çakır 2017-03-31 14:34:48

Çok anlamlı bir yazı. Bilgileniyoruz teşekkürler hocam

Avatar
Zeynep Büşra Sözen 2017-03-31 14:35:12

Çok güzel bir yazı hocam.Biz Anadolu da olduğumuz sürece Ruslar sıcağı sadece paralarını ödeyerek Akdeniz sahillerinde tadabilirler.

Avatar
DOST 2017-03-31 14:35:22

çok doğru tespitler.. Başarılarınızın devamını dilerim

Avatar
Caner Taşkın 2017-03-31 14:39:33

Hocam gene harika bir yazı yazmışsınız. Tebrikler hocam

Avatar
Mehme Ali 2017-03-31 14:32:23

Analiz ve başlık çok anlamlı bir yazı olmuş. Tebrik ederim.

Avatar
Huriyenur Keskin 2017-03-31 14:43:25

Düşmanımızdan değil dostumuzdan korkmalıyız , tekrar tebrikler hocam

Avatar
Ercan Ökkeş 2017-03-31 14:33:57

Gerçekten mükemmel bir yazı olmuş